Monday, March 14, 2016

#NurgülYesilcay #ErkanPetekkaya #Paramparca

#NurgülYesilcay #ErkanPetekkaya #Paramparca




Source: www.sabah.com.tr/magazin (Yazının tamamını okuyun)

Erkan Petekkaya'dan Nurgül Yeşilçay'a çok sert cevap

Giriş Tarihi: 14.3.2016 09:52 Güncelleme Tarihi: 14.3.2016 13:59

Oyuncu Erkan Petekkaya, Nurgül Yeşilçay'ın 'Mobbing' iddiaları üzerine çok sert bir açıklama yaptı.


Sosyal medyadan açıklama yapan Petekkaya şunları yazdı;

"Nurgül Yeşilçay'ın açıklaması üzerine zorunlu açıklamam: Her kelimesi düşünülmüş, tasarlanmış, Türk insanın yumuşak karnı neresi ise oradan vurmayı hedeflemiş yalan ve iftiralarla dolu röportajı okudum. Erkekliğimi bugüne kadar kimse üzerinden taçlandırmadığım gibi, taçlanacak durumun 'cinsiyet' değil 'insanlık' olduğuna inananlardanım.
Set ortamında kadın erkek yoktur 'oyuncu' vardır. Ama her şeyden öte olunması gereken şey, 'insan'dır. Mertlik de, 52 bölüm sonra diziden disiplinsizlikleri ve çirkin davranışları sebebiyle gönderildiğinde, beyaz gömleğini giyip, 'bu adam bana mobing uyguladı'dan başlayıp, laf aralarında dizinin reytinginin düştüğünün altını çizip, 11 yaşında erkek çocuğu annesi olmasından bağlayıp, sonucunda da 'aslında bana asıldı da ben yüz vermedim' imasına vardırmak ve tamamen kendisinden kaynaklı ayarsızlıklarını bir kadın hareketine dönüştürmek çabası değildir.
Bunlar diziden kovulduğu için sektör içinde yaşadığı hezimetin hastalıklı dışa vurumundan başka bir şey değildir. Ayrıca kadın erkek fark etmez benim de 12 yaşımda pırlanta gibi bir oğlum olduğunu, müthiş hassas ve düşünceli insan kisvesi imajına bürünmüş, demogojiler ve yalanlar üstünden kadınlığını kullanarak prim yapmaya çalışan bu insana hatırlatırım. Güneş balçıkla sıvanmaz. Yaşananların şahitleri zaten konuşacak ve gerçek gün yüzüne çıkacak.
Kendimden emin olduğum için içim çok rahat. (Ayrıca şu an çalıştığım yapım firması Endemol Shine Türkiye ve oyuncu arkadaşlarım dışında, daha önce çalıştığım oyuncu arkadaşlarıma mesela Hatice Şendil'e, 'Öyle Bir Geçer Zaman ki' adlı dizide oynadığım Ayça Bingöl'e, o dizinin kadın yönetmeni Zeynep Günay Tan'a, aynı tastan çorba içtiğimiz tüm set çalışanlarına, bugüne kadar çalıştığım yapımcı firma sahiplerine fikirlerini sorduğunuzda benim sektördeki duruşumu size anlatacaklardır.
Denize düşmüş yılana sarılmış Nurgül Yeşilçay'ın çirkef ve yalan sözleri ile beni yargılamayın. Emin olun gerçeği göreceksiniz).


Source: www.hurriyet.com.tr/erkan-petekkaya (Yazının tamamını okuyun)


'Erkan Petekkaya sette bana mobbing uyguladı' diyen Nurgül Yeşilçay'a Paramparça'nın yapımcısından cevap

Oyuncu Erkan Petekkaya'nın, Nurgül Yeşilçay'ın 'Paramparça' dizisinden ayrılmasıyla ilgili "Gerçek o kadar kötü ki...Anlatsam yer yerinden oynar" demesi ortalığı karıştırmıştı. Ayşe Arman'a konuşan Yeşilçay ise Erkan Petekkaya'nın kendise mobbing uyguladığını, yönetmenin ve yapımcının da buna ses çıkarmadığını söyledi.

13 Mart 2016 - 11:44:00


Nurgül yeşilçay'ın bu iddialarının ardından dizinin yapımcısı Endemol Shine Türkiye bir açıklama yaptı:


Paramparça’ dizimizin 52 bölüm boyunca Erkan Petekkaya ile başrollerini paylaşan Nurgül Yeşilçay’ın, medya aracılığıyla yaptığı açıklamaları üzülerek takip etmekteyiz.
Her iki değerli sanatçımız da, ülkemizin yanında, uluslararası yayın kuruluşlarında da yüksek izlenme oranlarına ulaşan dizimizin başarısında yüksek paya sahiplerdir. Fakat burada asıl pay, gece gündüz demeden olağanüstü bir emek ve özveri ile çalışan, set işçisinden yönetmenine büyük ekip ruhundadır.
Türkiye’de 57. bölümü yayınlanan, dünyada onlarca ülkeye satışı gerçekleştirilen ve her gün yeni ülkelerde yayına girip gün birincisi olan dizimiz ‘Paramparça’ üzerinden, özellikle bu başarıda büyük emeği olan Yönetmenimiz Altan Dönmez ve tüm ekip arkadaşlarımızın motivasyonlarını kırıcı ve gerçek dışı cümleler duymak, Endemol Shine Türkiye yönetimi tarafından bir açıklama yapmak zorunluluğu doğurmuştur. 300’ü aşkın, kendi konusunda profesyonel yeteneğin çalıştığı, neredeyse Türkiye’nin en pahalı setine sahip olan ‘Paramparça’ veya diğer yapımlarımızın setlerinde, şoföründen oyuncusuna birbirleri ile uyum içinde çalışamayan veya zamanla bu uyumu kaybedip, ekip ruhu dışına çıkan arkadaşlarımız her zaman olmuştur ve profesyonel çalışma hayatının doğası gereği olacaktır. Yüksek konsantrasyon ve ciddi disiplin gerektiren mesleğimizde, yaşanan bu gibi durumlarda bizlere düşen, ekip ruhunu zedelemeden, ekip motivasyonunu kaybetmeden, konuşarak, kişileri uzlaştırmaya çalışarak, sorunları çözmektir.

HASSAS KONULAR ÜZERİNDEN ALGI OPERASYONU YAPIYOR

Fakat Nurgül Yeşilçay’ın yaptığı açıklamalarla, özellikle set ortamımız, kendisiyle çalışmaktan gurur duyduğumuz yönetmenimiz, başrol oyuncumuz ve tüm ekip arkadaşlarımız üzerinden, konuyu ülkemizin hassasiyeti tartışılmaz sorunları olan ‘kadın hakları’na, ‘anneliğe’, ‘mobbing’e bağlayarak bunu bir ‘algı değiştirme operasyonu’na çevirmesi tüm Endemol Shine Türkiye çalışanlarını derinden üzmüştür.

Yeşilçay’ın bizi hayrete düşüren bu gerçek dışı açıklamalarına temsil ettiğimiz kurum ve daha da önemlisi oyuncusundan, yönetmenine tüm ekip arkadaşlarımız adına, kayıtsız kalmayacağımızı ifade eder, set tutanakları ve şahitler eşliğinde tüm yasal haklarımızı kullanacağımızı belirtmek isteriz.

Saygılarımızla
Endemol Shine Türkiye


"Nurgül Yeşilçay ‏@nrglyslcy Mar 13
Bugün @armanayse la çok gerçek bi röp yaptık, "erkekliğini benim kadınlığım üzerinden… https://www.instagram.com/p/BC41BzWGmIc/ "



Source: sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ayse-arman (Yazının tamamını okuyun)

Nurgül Yeşilçay'dan Erkan Petekkaya'ya 'Erkekliğini benim kadınlığım üzerinden taçlandıramazsın!'


13.03.2016 Pazar
Başlık tam da buydu...


“Gerçek o kadar kötü ki... Konuşursam yer yerinden oynar!”

Nurgül, 11 yaşında çocuğu olan bekâr bir anne.
Erkan Petekkaya’nın iddialarına karşı daha fazla sessiz kalamadı, “Kolay lokma değilim” dedi ve her şeyi anlattı...

- En baştan anlatayım o zaman. Geçen sene, “Ben seninle sevgiliyi oynayamıyorum!”
"...Oyuncuyuz biz, n’olacak ki? Niye oynayamayacaksın ki?” O da, “Sen anlarsın!” demeye başladı..."

Ama adamda sürekli bir huzursuzluk, sürekli “Seninle sevgiliyi oynayamıyorum!” deme hali.

“İnandırıcı olmaları için bu iki karakterin, el ele tutuşmaktan öteye geçmesi lazım. Artık öpüşsünler. Çünkü iki sevgili öpüşür...”

 Ama erkek başrol oyuncumuz istemiyor, o yüzden de öpüşülmüyor!
Dahası bana, “Ooo! Sen de ne meraklıymışsın öpüşmeye. Sen zaten alışkınsın böyle şeylere” falan diyor. Gayet çirkin, çiğ laflar.

Yönetmen var da, ‘yönetebilen’ biri yok!
Sonradan gelen genç arkadaşı da, erkek başrol oyuncusu yönetiyor! İşin aslı bu. Erkan Petekkaya ne söylese, yönetmenimiz gülüyor, kabul ediyor, onaylıyor.

“... aklınca beni incitmeye çalışıyor. Küçümsemeye, aşağılamaya çalışıyor. Ama yani sen, kendi erkekliğini benim kadınlığım üzerinden taçlandıramazsın! Ben buna izin vermem! Yapamazsın...”

Kardeşim, benim 11 yaşında pırlanta gibi bir oğlum var. Senin ne hakkın var böyle konuşmaya... Sormaz mı oğlum bana, “Anne sen ne yaptın!” diye? Ne yapmışım ben! Nasıl bir çamur atmaktır bu.

Erkek ya, onun her şeye hakkı var.
Rejide küçücük bir kız hata yapmış, nasıl küfürler sıralıyor. Sette ağza alınmayacak küfürler ediyor, bağırıyor çağırıyor, o yönetmen denilen kişi de bunlara gülüyor.

Sete gidip, sekiz saat beklemeyi de bilmiyorum. Ama bu dizide öyle oluyordu. Arkadaş gelemiyordu. Onun için kanaviçe ye başladım. Çünkü zaman geçmiyor, bekle bekle...

REYTİNGLER DÜŞÜNCE ÇAMUR ATMASI GEREKİYORDU

“Özür dileyeceksin!” Resmen yapımcı şirket, ondan özür dile diye baskı yaptı. Dilemedim tabii, niye dileyeceğim ya!

Ne zaman oldu bu?
- En son olayda.

Lafa bakar mısınız?
“Ben bunu çöplükten çıkardım!”

Senin küfrettiğin oluyor mu?
- Asla! Bak, sette asla alkol almam. Bunun üstüne basa basa söylüyorum. Ve sette asla küfretmem. Ama bana birisi küfrederse... Ederim! E çünkü benim de bir tahammül sınırım var.

Yedigöller’deydik. Odadayım. Kendi kendime, “Sakin ol, son sahne! Dayan...” filan diyorum. Çağırdılar aşağıya, indim. Bunun kafa yine bir dünya. Oturmuş orada. Yönetmen dediğimiz adam da yanında.“Ben bunu var ya, çöplükten çıkardım!” dedi.
İçimden, “Ben bunun ağzını, yüzünü bir güzel dağıtsam” diye geçti ama sesimi çıkarmadım.
- Ben de içimden, “Madem istediğimiz her lafı istediğimiz gibi söyleyebiliyoruz senaryoda, ben de söylerim!” dedim. Laf geçiyoruz öncesinde. O şimdi okuyor, “Gülseren nasılsın?” dedi. Ben de cevap verdim. “İyiyim an...n a..!” Evet, yaptım! Beni o kadar delirtti ki söyledim! Sonra da mikrofonu çıkarıp, “Ben bu sahneyi çekmem!” dedim, gittim...


Petekkaya’nın, “Amma da meraklıymışsın!” demesi mobbing mi?
- Evet. Mobbing’in Allah’ı! Psikolojik baskı altındaydım. Herkes de bunu biliyordu ama kimse sesini çıkarmadı.

Yapım şirketi filan yok mu?
- Vaaar. Bu olaylar yaşanınca onlara gidip, “Ayrılmak istiyorum. O kadar erkek bir durum var ki ortada. Adam, her şey benim istediğim şartlarda olacak demeye getiriyor” dedim...

Onlar ne dedi?
- Dinlediler ve “Sette olanları konuşursan, magazinci arkadaşlarımız var. Senin için iyi olmaz!”

- Çünkü ben çıktım, dizinin reytingi 5’e düştü. Oysa öldüğüm bölüm 9.5 reyting almıştı.

Dibinde yatan mesele star kıskançlığı olabilir mi?
- Ayşecim hayır ya. Tamamen erkeklik egosu! Bu ülkede her alanda, her sektörde yaşıyoruz bunu. O yüzden kadın yönetmen çeksin istedim, tatlı tatlı yapalım işimizi...


“Sebebini açıklarsam yer yerinden oynar!” dedikten sonra telefon açmadın mı?
- Yok ki öyle bir muhabbetimiz. Yapımı aradım, onlar da telefona çıkmadı.


Source: http://odatv.com/nurgul-yesilcay-kavgasi-mahkemeye-tasiniyor-1303161200.html

13.03.2016 11:46

Erkan Petekkaya kavgası mahkemeye taşınıyor
İkilinin kavgasında dizinin yapımcısı Endemol Shine Türkiye Yeşilçay'ı dava edeceğini duyurdu...


Paramparça dizisindeki eski rol arkadaşı Erkan Petekkaya'nın "Diziden ayrılış nedenini açıklarsam yer yerinden oynar" dediği oyuncu Nurgül Yeşilçay, Hürriyet'ten Ayşe Arman'a verdiği röportajla dikkatleri üzerine çekti. Yeşilçay, "Küçümsemeye, aşağılamaya çalışıyor. Ama yani sen, kendi erkekliğini benim kadınlığım üzerinden taçlandıramazsın! Ben buna izin vermem! Yapamazsın" dedi.

Erkan Petekkaya geçen haftalarda Posta gazetesine verdiği bir röportajda Nurgül Yeşilçay hakkında "Onun diziden gitmesine hiç etkim yok. Öpüşme krizi vs. hepsi yalan, hedef şaşırtma! Ama gerçeği ben anlatmam. Gerekirse anlatırım, çok kötü olur. Gerçek bambaşka"demişti.

Nurgül Yeşilçay da cevap olarak bu gün Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman'a bir röportaj verdi.


Petekkaya'nın kendisine mobbing yaptığını söyleyen Nurgül Yeşilçay, "Psikolojik baskı altındaydım. Herkes de bunu biliyordu ama kimse sesini çıkarmadı. Türkiye'deki sorun da bu bence. Herkes her şeyi biliyor ama erkek dünyası ya, 'Erkektir, her şeyi yapmaya hakkı var!' ya, hele gücü de varsa, zorbalık yapsa da kimse sesini çıkarmıyor" ifadelerini kullandı.

Yeşilçay, "Erkek ya, onun her şeye hakkı var. Rejide küçücük bir kız hata yapmış, nasıl küfürler sıralıyor. Sette ağza alınmayacak küfürler ediyor, bağırıyor çağırıyor, o yönetmen denilen kişi de bunlara gülüyor" dedi.

DİZİNİN YAPIMCISINDAN AÇIKLAMA

Dizinin yapımcısı Endemol Shine Türkiye ise Nurgül Yeşilçay'ı dava edeceğini duyurdu."Yeşilçay’ın bizi hayrete düşüren bu gerçek dışı açıklamalarına temsil ettiğimiz kurum ve daha da önemlisi oyuncusundan, yönetmenine tüm ekip arkadaşlarımız adına, kayıtsız kalmayacağımızı ifade eder, set tutanakları ve şahitler eşliğinde tüm yasal haklarımızı kullanacağımızı belirtmek isteriz." denilen açıklamada şöyle denildi:

"‘Paramparça’ dizimizin 52 bölüm boyunca Erkan Petekkaya ile başrollerini paylaşan Nurgül Yeşilçay’ın, medya aracılığıyla yaptığı açıklamaları üzülerek takip etmekteyiz.

Her iki değerli sanatçımız da, ülkemizin yanında, uluslararası yayın kuruluşlarında da yüksek izlenme oranlarına ulaşan dizimizin başarısında yüksek paya sahiplerdir. Fakat burada asıl pay, gece gündüz demeden olağanüstü bir emek ve özveri ile çalışan, set işçisinden yönetmenine büyük ekip ruhundadır.

Türkiye’de 57. bölümü yayınlanan, dünyada onlarca ülkeye satışı gerçekleştirilen ve her gün yeni ülkelerde yayına girip gün birincisi olan dizimiz ‘Paramparça’ üzerinden, özellikle bu başarıda büyük emeği olan Yönetmenimiz Altan Dönmez ve tüm ekip arkadaşlarımızın motivasyonlarını kırıcı ve gerçek dışı cümleler duymak, Endemol Shine Türkiye yönetimi tarafından bir açıklama yapmak zorunluluğu doğurmuştur.

300’ü aşkın, kendi konusunda profesyonel yeteneğin çalıştığı, neredeyse Türkiye’nin en pahalı setine sahip olan ‘Paramparça’ veya diğer yapımlarımızın setlerinde, şoföründen oyuncusuna birbirleri ile uyum içinde çalışamayan veya zamanla bu uyumu kaybedip, ekip ruhu dışına çıkan arkadaşlarımız her zaman olmuştur ve profesyonel çalışma hayatının doğası gereği olacaktır. Yüksek konsantrasyon ve ciddi disiplin gerektiren mesleğimizde, yaşanan bu gibi durumlarda bizlere düşen, ekip ruhunu zedelemeden, ekip motivasyonunu kaybetmeden, konuşarak, kişileri uzlaştırmaya çalışarak, sorunları çözmektir.

Dizimize katkısını kuşkusuz hiçbir zaman sorgulamadığımız başrol oyuncularımız Erkan Petekkaya ve Nurgül Yeşilçay arasında yaşanan ve maalesef çarpıtılarak medyaya yansıyan bir olay sonrasında, Nurgül Yeşilçay ile görüşerek, kendisinin de kabulü ile ‘Paramparça’sözleşmesini yenilememe kararı aldık. Başarılı bir yapım sürerken bu kararı almak bizim için ne kadar zor olsa da, her iki değerli oyuncumuz arasında yaşananlara, kim haklı veya haksız bakmadan, tüm ekip arkadaşlarımızın emeği ve kazanımları açısından değerlendirdik.

Fakat Nurgül Yeşilçay’ın yaptığı açıklamalarla, özellikle set ortamımız, kendisiyle çalışmaktan gurur duyduğumuz yönetmenimiz, başrol oyuncumuz ve tüm ekip arkadaşlarımız üzerinden, konuyu ülkemizin hassasiyeti tartışılmaz sorunları olan ‘kadın hakları’na, ‘anneliğe’, ‘mobbing’e bağlayarak bunu bir ‘algı değiştirme operasyonu’na çevirmesi tüm Endemol Shine Türkiye çalışanlarını derinden üzmüştür.

Yeşilçay’ın bizi hayrete düşüren bu gerçek dışı açıklamalarına temsil ettiğimiz kurum ve daha da önemlisi oyuncusundan, yönetmenine tüm ekip arkadaşlarımız adına, kayıtsız kalmayacağımızı ifade eder, set tutanakları ve şahitler eşliğinde tüm yasal haklarımızı kullanacağımızı belirtmek isteriz.

Saygılarımızla

Endemol Shine Türkiye"

ERKAN PETEKKAYA'DAN AÇIKLAMA


Sosyal medyadan açıklama yapan Erkan Petekkaya ise iddialara şu yanıtı verdi;

Nurgül Yeşilçay'ın açıklaması üzerine zorunlu açıklamam: Her kelimesi düşünülmüş, tasarlanmış, Türk insanın yumuşak karnı neresi ise oradan vurmayı hedeflemiş yalan ve iftiralarla dolu röportajı okudum. Erkekliğimi bugüne kadar kimse üzerinden taçlandırmadığım gibi, taçlanacak durumun ‘cinsiyet' değil 'insanlık' olduğuna inananlardanım.

"'BANA ASILDI BEN YÜZ VERMEDİM' İMASI..."

Set ortamında kadın erkek yoktur 'oyuncu' vardır. Ama her şeyden öte olunması gereken şey, 'insan'dır. Mertlik de, 52 bölüm sonra diziden disiplinsizlikleri ve çirkin davranışları sebebiyle gönderildiğinde, beyaz gömleğini giyip, 'bu adam bana mobbing uyguladı'dan başlayıp, laf aralarında dizinin reytinginin düştüğünün altını çizip, 11 yaşında erkek çocuğu annesi olmasından bağlayıp, sonucunda da 'aslında bana asıldı da ben yüz vermedim' imasına vardırmak ve tamamen kendisinden kaynaklı ayarsızlıklarını bir kadın hareketine dönüştürmek çabası değildir.

GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ

Bunlar diziden kovulduğu için sektör içinde yaşadığı hezimetin hastalıklı dışa vurumundan başka bir şey değildir. Ayrıca kadın erkek fark etmez benim de 12 yaşımda pırlanta gibi bir oğlum olduğunu, müthiş hassas ve düşünceli insan kisvesi imajına bürünmüş, demogojiler ve yalanlar üstünden kadınlığını kullanarak prim yapmaya çalışan bu insana hatırlatırım. Güneş balçıkla sıvanmaz. Yaşananların şahitleri zaten konuşacak ve gerçek gün yüzüne çıkacak.

Kendimden emin olduğum için içim çok rahat, herkese iyi pazarlar. (Ayrıca şu an çalıştığım yapım firması Endemol Shine Türkiye ve oyuncu arkadaşlarım dışında, daha önce çalıştığım oyuncu arkadaşlarıma mesela Hatice Şendil'e, 'Öyle Bir Geçer Zaman ki' adlı dizide oynadığım Ayça Bingöl'e, o dizinin kadın yönetmeni Zeynep Günay Tan'a, aynı tastan çorba içtiğimiz tüm set çalışanlarına, bugüne kadar çalıştığım yapımcı firma sahiplerine fikirlerini sorduğunuzda benim sektördeki duruşumu size anlatacaklardır. Denize düşmüş yılana sarılmış Nurgül Yeşilçay'ın çirkef ve yalan sözleri ile beni yargılamayın. Emin olun gerçeği göreceksiniz).

Source: Odatv.com


Source: www.kozanbilgi.net/endemol-shine-turkiye (Yazının tamamını okuyun)

17 Aralık 2015 Perşembe 18:22

…İki sezondur Türkiye’nin en çok izlenilen dizisi olan ‘Paramparça’ ile ilgili özellikle son günlerde yazılı ve görsel medyada yer alan haberler nedeniyle izleyicileri bilgilendirmek açısından bir açıklama yapmak ihtiyacı doğmuştur.’

“Paramparça” dizisiyle ilgili yapım şirketinden açıklama…
“İki sezondur Türkiye’nin en çok izlenilen dizisi olan ‘Paramparça’ ile ilgili özellikle son günlerde yazılı ve görsel medyada yer alan haberler nedeniyle izleyicileri bilgilendirmek açısından bir açıklama yapmak ihtiyacı doğmuştur.Yapım şirketi Endemol Shine Türkiye’nin, sevilen dizisinin başrol oyucularından Nurgül Yeşilçay ile bir sorunu olmadığı gibi, Yeşilçay’ın da yapım şirketi ile bir anlaşmazlığı bulunmamaktadır.Sezon başında planlanan Paramparça’nın senaryo örgüsü kendi kurgusu dahilinde ilerlemektedir.Tüm ilişkiler, yapımcı şirket ve oyuncu arasındaki sözleşme çerçevesinde ve büyük bir işbirliği içinde yürütülmektedir.
Saygılarımızla İpek Durkal Endemol Shine Türkiye Kurumsal İlişkiler Direktörü”






İlginç bir tartşma....
Haber gördükçe ekleyeceğim.





Sunday, March 13, 2016

#kültür ve #konut bağlamı

Kültür ve konut bağlamı

Şu sıralar çokça duyduğumuz bir kavram. Eskisi gibi de değil. Şimdi hepimizi ilgilendiriyor. Bir şekilde hepimiz yeni yaşam alanlarında yaşıyoruz.
Konut, ev kavramı inşaatları yapanlar için sadece parayı ifade ediyor günümüzde. Fakat yapılan konutlar bir şekilde toplumun psikolojisini, ev kavramını, huzurunu belirliyor. Farklı kültürler, farklı evlere ihtiyaç duyuyorlar.
Küçük evim olsun, benim olsun Türkiye'de yaşayan hiç bir kültür grubuna ait bir kavram değil. Yeni marketing çalışmalarının zorladığı bir kavram. Bu da bizi yabancılaştırıyor. Sinirli, özverisiz insanlar haline geliyoruz. Ben merkezli. Bana yetecek kadar.
Toplu konutlarda bu daha da önemli bir hal alıyor. Çünkü konut bu noktada tercih olmaktan çıkıyor. Size zorla verilmiş oluyor. Çok iyi bir şey. Toplu konuta karşı değilim.
Dikkatten kaça bir konuya yoğunlaşmamız gerektiğini hatırlatmak istiyorum.
Köylerde evleri halk kendisi yapar. Yöresel olarak evler incelendiğinde eğitilimiş bir göz evlerde farklılıklar görür. Güneydoğu evlerinde cam yapılacakmış gibi içeri giren, hanımların saksılarını, yapma bitkilerini koydukları alanlar vardır ev duvarlarında. Bu kendi yaptıklarıdır. Satın almamışlar. Kendi ihtiyaçlarına göre dizayn etmişlerdir.
Bir diğer Güneydoğu özelliği çok sayıda misafir ağırlamalarıdır. Evde çok kalabalık yaşamalarıdır. Bu nedenle küçük bir salon onlar için yeterli olmayacaktır. Küçük yatak odaları çocuklar için uygun olmayacaktır.
Sürekli misafir için yemek pişen bir evde dar bir mutfak hiç hoş olmayacaktır.
Sıkılacaklar, verdiğiniz hediye ile kötü olacaksınız. Bu iki tarafı da üzecek bir konu olarak gündeme gelecek. Ve bilmeyenler bedava ev aldılar ama beğenmiyorlar diyecekler.
Kültür konut yapımında da önemlidir. Karadenizlinin ev ihtiyacıyla, Egelinin ev ihtiyacı, Güneydoğulunun ev ihtiyacı aynı değildir.
Odaların tavan yükseklikleri farklı istenir. Ev zeminleri bazı bölgelerde özellikle taş istenirken, bazı bölgelerde taş kullanışsızdır o kültür için.
Kültür iki ilçe için bile farklılık gösterebilir.
Lütfen modern evler yapacağız, bedava vereceğiz diye kimsenin hoşlanmayacağı, sizden nefret edilmesine neden olacak yapılar yapmayın. İnsanların aile yaşamlarını, kültürlerini bozmayın. İhtiyaçlarına, kültürlerine göre ev yapın.
Bu özveri size daha mutlu bir toplum kazandırır.



Doğu'daki yeni evler nasıl olacak? Bakan Özhaseki açıkladı.

Source: http://www.ahaber.com.tr/ekonomi

tarik: 13.11.2016
"Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki
“Taleplerle geleneksel detaylara yer veriyoruz. ‘Damda yatıyoruz’ dediler. Balkonları büyüttük. Salça kaynatacak yer yapıyoruz” dedi.
Halkın talepleri doğrultusunda evlerde "geleneksel detaylar"a da yer verileceğini, evlerde "damda yatma", "salça kaynatma", "tavuk yetiştirme" ve "taziye alanı" gibi unsurları dikkate aldıklarını ifade etti.
"Zarar gören şehirlerde altyapı ve sosyal donatı alanlarıyla birlikte 36 bin konut yapılacak. Sur dışındaki yerlerde bütün işlerimizi en geç 1 yıl içerisinde bitiririz. Sur'da çalışmaları 2 yıl içinde tamamlamayı hedefliyoruz" dedi.
Özhaseki, Sur'da Diyarbakır'ın klasik evlerinin yapılacağını söyledi.
Bölgede, vatandaşın talebine göre ev yapacaklarını anlatan Özhaseki, "İdil'de, Nusaybin'de 'Evler tek katlı olsun, bizim tavuğumuz, ineğimiz var' dediler. Ahır koyduk projeye. Kimileri 'Damda yatıyoruz' dedi. Balkonları 25-30 metreye çıkardık, balkonda yatsın madem. Bunları yapınca evleri istediler. Orada şepit pişirecek kadın, salça kaynatacak, ona uygun yerler yapıyoruz" dedi."

Sunday, January 31, 2016

#herşeyasktan #sukruozyildiz #handedogandemir #film #movie

Her Şey Aşktan

Zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.
Bu filmde eğlenmek için:
1) Art niyetli olmayın
2) Aşk / Komedi filmine geldiniz. Mantık aramayın.
3) Sevgilinizi iğnelemek için bir fırsat değil
4) Gülmek amacınız olsun
5) Rahatlayın

Aslında yukarıda yazdıklarımı her film için yapmalısınız. Fakat Türk filmlerinde biraz fazla eleştiri yapıyoruz.

Film ilk saniyeden itibaren başlıyor. Kaçırdığınız sahne önemsiz gibi görünsede film kurgusu çok iyi yapıldığı için filmdeki sahneler arası göndermeleri anlayamayabilirsiniz. Kızlara öğüt filmi olarak bakarsanız çok yanılırsınız. Hayatta değişim sadece kızlar için değildir.
İlişkide olması gerekeni, hayatımızda olması gerekeni Burak bir anda söyleyecek "güzel hatıralar biriktirin". bu gibi sahneleri kaçırmak istemiyorsanız filme değer verin derim. Uzun süredir izlediğim "Romantik Komedi"den sonraki en iyi Romatik/Komedi filmi olmuş. Verilmek istenen herşey abartılmadan yerli yerinde kullanılmış. Güzel öğütler. Güzel gülümseler ve bolca kahkaha var. Önemlisi film +13 bile değil. Şimdiki çizgi filmler daha aşırı. Bu da film için artı bir puan.
Metafor olarak kullanılan dövüş sahnesi güzel bir düşünce. Pelin'in Burak'ı sevdiğini anlayınca Boks eldivenlerini düşürmesi de bir matafor. eğer dikkat etmezseniz sadece 2 saniyelik bir sahne. ama anlamı büyük. Aşık olunca insanlar karşılıklı olmayı bırakır. Dövüşmeyi bırakır. Ben diye düşünmeyi bırakır.
Soruları filmden sonra hatırlıyor musunuz? İlker'in cevaplarını verenler size uyuyorsa daha çok kat edecek yolunuz var. Burak'ın cevapları sizin cevaplarınızsa işte filmin sonundaki çift sizsiniz demek ki.
Fark edeceksiniz ki, Aşk insanı gülümsetiyor. Ve aşk yüzünden sevgiliniz yanında daha çok gülüyorsunuz.

Güzel şeyler paylaşmış "Her Şey Aşktan".

TEŞEKKÜRLER


beyazperde.com
"Bir alışveriş merkezinde çalışan Pelin (Hande Doğandemir) hayatının aşkı, aynı zamanda bir playboy olarak tanınan İlker (Mithat Can Özer) tarafından evlilik hazırlığındayken aldatılır. Bir anda Pelin’in dünyası başına yıkılır. Zavallı Pelin’e yaşadığı hayal kırıklıkları ve intikam dolu serüveninde, yakışıklı bir rock davulcusu olan Burak (Şükrü Özyıldız) yol arkadaşlığı yapacak ve hayatını değiştirecektir. Pelin'e en mutsuz olduğu anda yol gösteren rock grubunda davulcu, doğa tutkunu, yakışıklı Burak'la yaşadıklarını izlerken çok etkileneceksiniz… Çünkü hayat plan yaparken yaşadıklarındır ve aşkın içinde tutku, kavga, gurur biraz da intikam vardır" from www.sinemalar.com

http://www.herseyasktanfilm.com/

Hande Doğandemir,
Şükrü Özyıldız,
Mithat Can Özer,
Özcan Deniz,
Hakan Meriçliler,
Bala Atabek,
Lale Başar,
Dilşad Şimşek,
Öznur Serçeler,
Evrim Doğan,
Sertaç Akkaya,
Hakkı Ergök
from tr.wikipedia.org





Soundtrack




Sunday, January 17, 2016

#Ashby #mickeyrourke #sarahsilverman #emmaroberts

Ashby


`Mickey RourkeNat WolffKevin DunnZachary KnightonMichael LernerEmma RobertsSarah Silverman` from wikipedia


https://www.commonsensemedia.org/movie-reviews/ashby

http://www.imdb.com/title/tt3774466/

http://www.rottentomatoes.com/m/ashby/




Mickey Rourke filmi olduğuna aldanarak peşin hükümlü olmayın. Filmin genel anlamda sakin bir yapısı var. Üst düzey bir film beklentiniz olmasın. Ama farklı beklentileriniz yoksa filmle geçirdiğiniz süreyi hak ediyor.

Filmin müziklerinden hoşlandım.

Son izlediğim filmlerde, toplumu düzeltme kaygısı görüyorum. Eskiden daha kapalı verilen öğütler, şimdi çok daha net. Ana karakterler açık bir şekilde dönüp sizinle konuşuyorlar. Ve size öğüt veriyorlar. Olması gerekeni söylüyorlar.

Aileni kolla.

Hayattan korkma.

Arkadaşını yüz üstü bırakma.

Kim olduğuna ve kime güvendiğine dikkat et.

Korkusuzca seveceğin birini bul ve aynı şekilde seni sevecek.


“Sen hayattan korkma,

Hayat senden korksun.”


+ 13’e dikkat derim.







Monday, December 28, 2015

#TheRevenant #Dirilis #leonardodicaprio


The Revenant (2015)
/ Diriliş

İzleyici yorumlarında Leonardo DiCaprio'nun oyunculuğuyla ilgili kötü şeyler yazmışlar.

Konu bu değil. Konu filmin tamamı. Film tamamen görsel bir şölen. Eğer dövüş, kavga, kıyım istiyorsanız filmin ilk saldırı sahnesinden sonra filmin son 10 dakikasını hatta 6 dakikasını izleyin. Ve ne kötü filmdi diyerek filmi unutun.

Ama filmi kitap okur gibi izlemek istiyorsanız. Filmin içine girmeniz için işte size fırsat. O sert koşulları hissetmeniz için ıssız kar boşluğu, ıssız vadiler, rüzgar ve nehir tam size göre. Biliyorum ki diğerleri, nehirin neden o kadar uzun boş boş gösterildiğini, sıkıldıklarını söyleyecekler. Hissetmiyorlarsa bu onların problemi. Bir adamın oğlunun öcünü alması değil. Film size o tarihte, o insanların yaşam koşullarını gösteriyor. Issızlıkta, tek başına... 
Sonuç; belgesel sevmeyenler filme yaklaşmasın.


imdb The Revenant 2015

wikipedia The Revenant (2015 film)

www dailymail.co.uk

http://www.rottentomatoes.com/m/the_revenant_2015/



Sunday, December 27, 2015

The Intern #annahathaway #robertdeniro #theintern

The Intern

Stajyer
Gerçekten etkileyici bir romantik film. İş yaşamındaki kadın figürüne iyi bir gözlem. Anna Hathaway kendini soğuk olarak değerlendirse de film içinde bir çok kez, gülümsemesi çevresinde etkili oluyor.
Film birçok açıdan mesajlarla dolu:
Yaşanmışları bir kenara atmayın.
iş hayatındaki başarılı kadın her şeyden vazgeçmeli mi? HAYIIIIIIIRRRR!!!!! (bence de)
Diğer kadınlar neden başarılı kadınları sevmez? (Çocuğu okual bırakma sahnesi ve sonucu Doğum günü sahnesi)
Erkek, ev erkeği olabilir mi? (Peki kadınlar bunca zaman ne yapıyorlardı?)
Erkeklere ne oldu? Robert Redford'dan ne zaman bu hale geldiniz? Neden kadınlar kadın olarak isimlendirilirken, erkekler çocuklar oldu? ve çocuk gibi giyinmeye başladı? (Bar sahnesi)
Feminist yorumlar.... Çokça... (en uzun olanı Robert De Niro'nun evindeki son sahnedeki söylemi [ki sonuna kadar haklı])

Filmin müzikleri çok güzeldi.
filmi izlerken gerçekten dinlendiğimi hissettim. Zorlama yoktu. Yukarıda saymadığım kadar çok mesaj vardı. Sahneler çok iyi seçilmişti.
Filmi sakın komedi olarak düşünüp izlemeye kalkmayın.
Mutlaka izlenmeli.




The Intern is a 2015 American comedy filmdirected by Nancy Meyers. The film stars Robert De Niro and Anne Hathaway in the two leading roles, with supporting performances from Rene Russo, Anders Holm, Andrew Rannells, Adam DeVine, Christina Scherer, and Zack Pearlman. The film was released on September 25, 2015 byWarner Bros.







Thursday, December 10, 2015

#itu #kongre #Kent Araştırmaları Kongresi

KENT ARAŞTIRMALARI KONGRESİ:



'via Blog this'


II. ULUSLARARASI KENT ARAŞTIRMALARI KONGRESİ

Küresel ve Yerel Arasında Kentler

11-12-13 Mayıs 2016

İstanbul

"Kent alanında disiplinler arası diyalogu ve bilgi alışverişini geliştirmeyi amaç edinen II. Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresi’nin bu yılkı temasını “Küresel ve Yerel Arasında Kentler: Fırsatlar ve Sorunlar” oluşturmaktadır.

Kongre bu yıl, yüzyıllar boyunca bölgeler üstü siyasi, ekonomik ve kültürel bir merkez olma işlevi görmüş ve son 30 yılda Türkiye’nin ‘küresel kenti’ konumunu yeniden kazanmış olan İstanbul’da, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi ev sahipliğinde Taşkışla Kampüsünde gerçekleşecektir. Tüm sosyal bilimler ve kent bilimleri araştırmacılarını, disiplinlerinin konu edindiği temel sorunsallar etrafında kongreye katkı ve katılım sunmaya davet ediyoruz.

II. Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresi bağımsız araştırma makaleleri, planlanmış oturumlar ve kamuya açık paneller şeklinde organize edilecektir. Kongre temasına uygun araştırma makaleleri ve oturum önerilerinizi bekliyoruz."




KONGRE TEMALARI
Küreselleşme ve kentlerin değişimi

Küreselleşme ve yerel yönetimler: Stratejiler, fırsatlar, sorunlar

Yerel çıkar grupları ve küreselleşme stratejileri

Değişen ekonomiler ve yeni sınıfsal gruplaşmalar: Yeni orta sınıflar, profesyoneller

Küreselleşme ve neo-liberal kent politikalarının toplumsal ve mekânsal sonuçları

Ötekilerin Küreselleşmesi: Kaçak göçmenler, sığınmacılar, mülteciler

Yeni bölünmeler, yeni çatışmalar: ‘Yerliler’ ve ‘yabancılar’

Küreselleşen kentlerde kent planlaması ve tasarım

Küreselleşen kentlerde mimari sorunlar

Küresel çağda muhalif kent hareketleri ve ulus-aşırı ağlar

Sınırlı Temalar:

Küreselleşme ve İstanbul

Küreselleşme ve Anadolu Kentleri

KONGRE TAKVİMİ

Özet teslim tarihi: 15 Aralık 2015

Kabul edilen özetlerin ilan tarihi: 1 Ocak 2016

Kabul edilen özetlerin tam bildiri teslim tarihi: 15 Mart 2016

Kabul edilen bildirilerin ilan tarihi: 15 Nisan 2016

Kayıt tarihi: 15 Nisan 2016-25 Nisan 2016



Not: Kongre sekretaryasına gönderilen özetlerin kabul edilmesi bildiri metninin kongrede sunulacağı anlamına gelmemektedir. Özetler kongre temalarına uygunluk ve sunulacak bildiri hakkında düzenleme kurulunun ön bilgi edinmesi için istenmektedir. Sunulacak bildirilerin kabul edilmesine tam bildiri metinleri üzerinden karar verilecektir.



KONGRE KAYIT

Kayıt Ücreti: II. Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresi’ne bildiri sunmak üzere katılacak olanlardan kayıt ücreti alınacaktır.

Öğretim Üyesi Kayıt Ücreti: 250 TL

Arş. Görv. -Doktora Öğrencileri - Yüksek Lisans Kayıt Ücreti: 150 TL



GENEL YAZIM KURALLAR

· Kongrenin dili Türkçe ve İngilizcedir

· Gönderilen özet ve bildiriler özgün, kongre temasıyla uyumlu olmalıdır.

· Gönderilen özet ve bildiriler daha önce herhangi bir ulusal ya da uluslararası bilimsel toplantıda sunulmamış, herhangi bir yayın organında yayınlanmamış olmalıdır.

· Bildiri özeti en az 250 -300 kelime ile sınırlı tutulacaktır.

· Bildiri özetleri kılavuzda belirtilen şekilde hazırlanarak, ele alınan konuyu genel olarak kapsaması amaç, yöntem ve sonuçlarla birlikte anahtar kelimeler de yer almalıdır. Yazar (lar) adı-soyadı, akademik unvanları, çalıştıkları kurumları belirtilmelidir.

· Bildirinin/özetin kapsamı ve konusuna bağlı olarak kongre temalarından uygun olan temalardan hangisinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmelidir.

· Özet ve bildirilerle ilgili daha detaylı bilgi için bakınız.



KONGRE METODU

II. Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresi kamuya açık ve dinleyicilerin ücretsiz olarak kayıt yaptırarak katılım sağlayabileceği bir etkinliktir. Kongre etkinliği içindeki konferans, sunum, poster ve bildiriler için aşağıdaki yöntemler öngörülmektedir.

A. Davetli Konuşmacılar (Keynote Speakers)

Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresi’nde alanyazına büyük katkıları olduğunu düşündüğümüz, literatürde önemli bir yer edinmiş, uluslararası saygınlığı olan isimleri davet ederek konferans vermeleri amaçlanmaktadır. Küresel ve Yerel Arasında Kentler temalı kongremize katılacak olan davetli konuşmacılar kısa süre içinde netleşmiş olacaktır.

B. Planlı Oturumlar

Kongre temaları çerçevesinde gerçekleştirilecek olan oturumların bir kısmı özel oturum olarak planlanmaktadır. Planlı Oturum için Düzenleme Kurulu teklif götürebileceği gibi araştırmacılar da kongre temalarına uygun konularda oturum önerebilir. Önerilen oturumlarda kimlerin bildiri sunacağı da belirtilmelidir.

C. Çağrılar Üzerinden Gelen Bildiriler

II. Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresi’ne duyurusu yapılan ana tema ve alt tema başlıkları çerçevesinde araştırmacıların göndereceği bildiri özetleri düzenleme kurulu ve bilim kurulu tarafından değerlendirilecektir. Özetleri kabul alan araştırmacılardan bildirilerini yazmaları ve kongre takviminde belirtilen tarihte düzenleme kuruluna sunmaları istenecektir. Düzenleme ve Bilim Kurulundan “içerik, biçim ve kongre temalarıyla uygunluk” açısından değerlendirilerek kabul alan bildiriler kongrede sunulacaktır.

D. Y. Lisans ve Doktora Öğrenci Oturumları

II. Uluslararası Kent Araştırmaları Kongresi’nde Y.Lisans ve Doktora adayları için ayrı oturumlar düzenlenecektir. Y.Lisans ve Doktora adaylarının sunacakları çalışmalar da yine açık çağrılar üzerinden gelen özet ve bildiriler gibi Düzenleme ve Bilim Kurulu değerlendirmesinin ardından belirlenecektir.

E. Sektör, Yerel Yönetimler ve STK Oturumları

Kent, kentleşme ve kent yönetim alanında faaliyet yürüten STK, kamu ve özel sektöre ait kurumların çalışmaları da küreselleşmeden hem etkilenen hem de etkileyen unsurlar olarak kongrede yer alacaktır. Kongrenin 3. günü gerçekleştirilecek oturumlardaki bu tartışmalar Düzenleme Kurulu tarafından davet edilecek kurum ve kişilerden oluşacaktır. Bu davetler gerçekleştirilirken standart bir kriter ve çerçeve oluşturulacaktır.

Sunday, November 15, 2015

#tüyap #Kitap Fuarı'ndaki #rezalet için #CanYayinevi özür - Milliyet.com.tr

Kitap Fuarı'ndaki rezalet için o yayınevinden özür - Milliyet.com.tr:



'via Blog this'


Daha fazla uzatmalıyız. Yapılan olay bir kitap fuarında yapılmış. Çok beylik bir söz ama 'okumuş bunu yaparsa...'

Can Yayınları böyle bir durum karşısında umarım özür dilemekten fazlasını yapar. Bir çocuğun onuru kırmak hiç de hoş bir davranış değil.
Kendi çocuklarının başına gelse ne yaparlardı sizce???


"Yanımıza standda çalışan bir adam geldi ve Ç.Y.'nın üstündeki montu yokladı. O kitabı tutan kadın da "gömleğinin içine bak içine" dedi. Gömleğinin etek kısmından yukarı kaldırmaya çalıştılar, o arada araya ben girdim. Kitap olmadığını görünce üstünü arayan adam bir anda oradan ayrıldı zaten. Gömleğini ve montunu yokladıktan sonra araya ben girdim. Daha sonra ne yapmaya çalıştıklarını sordum. Arkamı tekrar döndüğümde Ç.Y. ağlıyordu, ben de ağlarken görünce sinirlenerek oradakilere "Bana yetkili kim varsa çağırın. Buranın yetkilisiyle görüşmek istiyorum" dedim. Şu anda yetkili birinin olmadığını söylediler. Ben üsteleyince kasada duran birisi "Buyurun şu anda yetkili benim, ben ilgileneyim" dedi. Ben de 12 yaşındaki bir çocuğun böyle bir şey yapamayacağını, söyledim. Fakat bize yetkili olduğunu söyleyen adam yüzümüze dahi bakmayarak "işte ne yapmamızı istiyorsunuz" dedi. Bu arada başka birilerine kitap fiyatlarını söyleyip para almaya devam etti. Daha sonra, "Daha fazla uzatacak mısınız" diye sordu."

Sunday, November 8, 2015

#insan manzarası #nuribilgeceylan

"Bakmayı bilirsek insan manzarası çok renklidir, insan manzarası dünyanın en renkli manzarasıdır.....'Nuri Bilge Ceylan'.

🍀
Nur Ürküt's photo.


Bakmayı bilirsek insan manzarası çok renklidir, insan manzarası dünyanın en renkli manzarasıdır.....'Nuri Bilge Ceylan'.

Sunday, October 25, 2015

#eskiyadunyayahukumdarolmaz #kadin - Kadın ve 'Eşkiya Dünyaya Hükümdar olmaz'

Kadın ve 'Eşkiya Dünyaya Hükümdar olmaz'


"Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz"daki kadınlar gerçekten çok iyi örnekler. Özellikle Oktay Kaynarca'nın (Hızır Çakırbeyli) eşi ve sevgilisi. Eşi (Meryem Çakırbeyli) zaman içinde evde bir statü edinmiş. Eş statüsünden sıyrılmış. Evin annesi, kaynanasının ağır davranması gereken gelini olmuş. Oktay kaynarcanın adamları ve onların eşleri, ki özellikle eşler devreye girince tamamen yüksek bir noktada statü edinmiş. Oktay kaynarca da bunu  benimsemiş gözükmüş. Ama bir noktada mimar kızla tanışınca, eşinin ilk hali olan gençlik aşkı gibi bir aşk bulmuş. Mimar sevgilinin (Nazlı Öztürk) kapı açıldığında boynuna sarılması, kucağına atlaması eşinin yapamayacağı, statüsüne yakışmayacak davranışlar. Hatta Hızır Çakırbeyli'nin bile tenkit edeceği, alışmadığı davranışlar.
Demek oluyor ki, kadının kendisine çizdiği statü davranışlar, kadının eş rolünü çalıyorlar. Bu da onları eksik hale getiriyor.
Erkek içinse, kadın evde, evlenmeden önce olduğu gibi, evin temizliğini yapan, düzenini sağlayan, giysileri yıkayan, yemek yapan "annesi statüsüne" giriyor. Bu da erkeğin cinsel yaşantını da kendi eliyle bitiriyor. Ne kadar kendisi istese de bu statüde biriyle yakınlaşamıyor. Anne modeli, diğer ahlaki zırhlarla kadının cinsel kimliğini kaplıyor.
Bunu daha da kötü hale getiren erkeğin annesi (Hayriye Çakırbeyli) veya kadının annesi oluyor. Erkeğin annesi erkeğe evde biraz daha disiplinli ol, dediği zaman, erkek çocuklardan önce eşine soğuk davranıyor.
Kadının annesinin seni saysınlar cümlesi de, direk olarak erkeğe, eşine soğuk davranmasıyla sonuçlanıyor.
Bu nokta da belki iyi niyetle bile söylenmiş sözler eşlerin arasını açıyor.
Anne statüsü kadına zamanla eşini kaybettiriyor. (Hızır'ın eşine No-Frost benzetmesi)
Bu da teyze kızının (Hızır Çakırbeyli'nin kuzeni Hatice
Pasted from <https://tr.wikipedia.org/wiki/E%C5%9Fk%C4%B1ya_D%C3%BCnyaya_H%C3%BCk%C3%BCmdar_Olmaz_(dizi)> ) mimar kıza (Nazlı'ya) söylediği söze geliyor. "Teyze oğlumun (Hızır'ın) başında bağırıp çağıran bir tane kadın var zaten. (İkincisine ihtiyacı yok.) Akıllı ol. Akıllı. Meryem bitti bitiyor. Eğer sen bir tatsızlık çıkarmazsan.  Hızır'ın dönüp dolaşıp geleceği yer burası. Evleneceği kadında sen olursun. (Eğer susarsan birinci kadının yerini alırsın.) (7. bölüm, bölüm bitimine 14 dakika kala)"
İşte bu her şeyi açıklayan cümle oluyor.
 Erkek küçüklükten evleninceye kadar onu tek azarlayan, üstündeki tek güç sahibi kadından evlenerek kaçtığı gibi, eşinden de başka bir kadınla birlikte olarak kaçıyor.
Olay erkek için öyle bir noktaya geliyor ki, sevgilisiyle evlenmek istiyor. Hatta nerdeyse ilk evliliğinde nasıl annesi davrandıysa, karısının da öyle davranması gerekiyor.
Nasıl mı? Evde çocuklarla kalacak. Annesi gibi başka erkeğe bakmayacak. Erkek de arasıra eve uğrayıp çocukları görecek. Evde ona yapılan özel yemeği yiyecek. Ve karısının (mimar Nazlı) yanına dönecek.
Kadın için anne statüsü hayat boyu beklediği bir statü. Doğduğu andan itibaren evde olmak istediği yer. Anne tatile gitse veya hastalansa, ilk söylediği veya düşündüğü "şimdi evin annesi ben oldum." evin annesi olmak, yemek yapmak, temizlik yapmak değil. Saygın bir statü. Bu statünün işçiliği yemek yapmak, çocuk bakmak, temizlik yapmak.

Bu bir toplumsal dayatma. Burada dengeyi kuramayan, toplumsal dayatmalardan kurtulamayan çiftlerin kaygısı ortaya çıkıyor.

Dizideki kadınları değerlendiren Anibal GÜLEROĞLU'nun yazısı;
"DENİZ ÇAKIR İLE KADININ YERİSilahların ve entrikaların dünyasına yönelik dizilerde, her geçen gün daha çok yer edinmeye başladı kadınlar. En az erkekler kadar acımasız olduklarını, rakiplerini alt etmek için planlar geliştirdiklerini bolca seyreder olduk. Kimine hiç yakışmıyor, çok yapmacık duruyor böyle sert tavırlar. Ama bazılarına da cuk oturuyor, erkek gibi racon kesmeler.Deniz Çakır, ikinci kategoride. Farklı yapımlarda hep mücadeleci karakterler canlandırarak adeta bu konuda ihtisas yapan Deniz Çakır’ın canlandırdığı Meryem de bu nedenle Hızır Çakırbeyli ile uyum içinde. Omzuna attığı ceketle ‘ana’ya dönüşen Meryem karakterinin tehditkâr duruşu da, hırsla hata yapması da erkeklerin dünyasıyla aynı. Anlayacağınız Oktay Kaynarca ile Deniz Çakır’ın kimyası tutmuş, rol birlikteliğinde hiçbir sıkıntı yok.Öte yandan Deniz Çakır’ı ekrana döndüren Meryem’i aldatılan kadın konumunda hüzün ve mücadeleye sokan dizide, geleneksel aile çarkları hatalı yönlendirmelerle dolu. Hızır Çakırbeyli’yi karıların arasında bırakan senaryonun bu açıdan yaptığı hatalar nedir derseniz… Aldatılan kadının gururunun, diğer kadını vurma eylemiyle izah edilmesi ilk hata. Karadenizli mafya ailesinde bu söylem normaldir denilebilir. Ben de bunca şiddetin kol gezdiği zamanlarda hiç olmazsa kadınlar silahtan ve şiddetten uzak tutulsaydı derim.Ayrıca erkekler koltuk derdindeyken adama mahşer günü yaşatmaya ve sonuna kadar savaşmaya niyetlenen kadınlar arasında da çekişmelerin alabildiğine süreceğini gösteren dizide köçek aşağılaması… Hızır Çakırbeyli’nin aldatma olayını masumlaştırmak için Meryem’e ‘no frost’ yakıştırması da kadınlar adına hoş olmamış. Hele bir kadının kuluçka makinesi olarak görülmesi ve daha çok çocuk istemediğinde kocasının başka kadına yönelmesinin kaçınılmaz olduğunun vurgulanması tam itici. Erkek gözüyle aldatmak bu şekilde yorumlanabilir ve evli bir adamın ikinci aileyi kurması doğallaştırılabilir belki. Ancak etekle kefeni özdeşleştirip Deniz Çakır ile ailesini-çocuklarını korumaya çabalayan güçlü kadının yeri işlenirken, olaya bir de kadın açısından bakılmalı ve yanlış motivasyondan kaçınmalıydı! Buradaysa ne yazık ki erkek gözü fazlasıyla hâkim kılınmış...."
Anibal GÜLEROĞLU

 Yazının tamamı için: