Showing posts with label mario levi. Show all posts
Showing posts with label mario levi. Show all posts

Friday, January 31, 2014

Çay ve Aşk #cay #aşk #tea #love #cayveask #tea&love


ÇAY VE AŞK


Şuan çok utanıyorum..Şimdi ben size uykularımı kaçıran,başım ağrıdığında bile onun varlığına sığındığım,ellerimden tutunca sıcaklığını bırakmak istemediğim,içime dolunca yüreğimi ısıtan,en vefalı ve yıllardır beni hiç terk etmeyen sevgilimi onunla olan maceralarımı nasıl anlatayım?
Çay ve ben..Biz çok eski,çocukluk aşkıyız onunla..Bazen düşünüyorum bu aşkın aramızda nasıl doğduğunu.. Dedemler Dersim in heybetli Munzur dağları eteğinde, dağdan köpük köpük akan Munzur suyunun kenarında ki masal köyü denilebilecek bir doğanın içinde yaşıyorlar. Dönüp-dolaşıp Köy Ensitülü dedemin anneannemle her akşam törensel olarak hazırladıkları kekli-börekli ya da hafif köy kahvaltılı bazı akşamlar Munzur suyu kenarında bazen de köyün tam ortasındaki evlerinin balkonunda demliklerce içilen 5 çayları benim çayla olan bu aşkımın sebebi diye düşünüyorum..Eğer çaylar evdeki balkonda içiliyorsa sofraya her zaman iki- üç bardak fazla konur..Evin önünden tarladan ya da hayvanları otlatmaktan gelen köylülerin evimizin önünde beş on dakika durup soluklandıklarında bir çay molası verdikleri ve günün kritiğini yaptıkları köy kahvesi,köy odası alanıdır adeta burası…Artık buradaki sohbetlerde,bir demlik çay biter,bir daha demlenir,o da biter tekrar demlenir derken bir bakarız ki gün batmış ve saatler akıp gitmiştir..
Yok eğer 5 çayı evin balkonunda değil de bu kez de Munzur suyu kenarında içilecekse; dedem bir kolunun altına şezlongunu diğerine de piknik sepetini alır; Anneannem de 5 şişle elinde desenli çoraplar örerek yürüyüş halinde oturacağımız su kenarındaki ağaçların altına gideriz..Burada dedem gençlik anılarını anlatır,bir yandan piknik tüpünde kaynayan demlenmiş çay Munzur suyunun insanı hipnotize eden sesi ve serinliğinde çaylar yudumlanırdı…
Bir de çay benim köyümde zengin olmayan yemek kültürü ve ekonomik sıkıntının kurtarıcısı ve can simididir..Her öğünde ve misafir geldiğinde mutlak çay ve kahvaltı vardır..Bunları düşününce belki de çaya yakınlığımın sebebi oldu bu etkenler diyorum..

Ünlü ozanımız Aşık Veysel Şatıroğlu sevdiğine diyor ya;
“Benim sana verebileceğim çok bir şeyim yok aslında..
Yol var gidersen,
Ben var seversen,
Çay var içersen.”

Çayla buluşmak için hiç randevulaşmayız.. Çünkü gün içinde,duruma göre her an her yerde buluşma yerimiz ve belli bir saatimiz yoktur bizim..Canımız ne zaman isterse,beynen konuşuruz ve o an buluşuruz zaten..Bunun için birbirimize buluşma randevusu vermeyiz..
Sabahları kahvaltımın vazgeçilmezi, iş yerimde masamın vazgeçilmezi çay fincanım,yemek üzerine içtiğim rahatlatıcı kas gevşeticim,arkadaşlarımla buluşmamdaki doyumsuz sohbetlerin kahramanı,soğuk kış günlerinde üşüyerek eve geldiğimde içimi ısıtan vefalı dost,vapurda İstanbul a ve Adalara giderken Simit,peynir ve çay la İstanbul tablosudur benim için…Eğer o gün ki telaşta akşam 5 çayı içmediysem ya da kahvaltıda çay yerine başka bir içecek tercih etmişsem,baş ağrımın nedenidir çaysızlık ve o an ki ilacımdır çay…
Vel hasılı,Çay kırk yıllık yaşımda beni hiç terk etmeyen en vefalı arkadaşım,dostum,sevgilim ve yol arkadaşımdır…


Özlem Gündoğan




Comment by Özlem Gündoğan:

"Bu gece ilginçtir arkadaşlarım sırayla Çay a olan sevgilerini anlatan paylaşımlar yapınca bende bu kervana; Mario Levi hocamın Yaratıcı Yazarlık dersinde AA ortalamayla aldığım ders notlarımdan birini dedemle köyümüzde CAY üzerine yazmıştım..Biraz uzun olmakla beraber paylaşmak istedim..Bu da benim şuan hayatta olmayan,her yıl köye gittiğimde dedeme olan hasretimle yaşadığım hatıralarım ve Çay a olan aşkımdır..!"


  • Ozlem Gundogan Onurlandırdın beni..Her zaman ki gibi çok incesin Berkay cım..Bu yazıyı yazarken o günlerimin içine girdim adeta bir de sınıfta okurken gözyaşlarına boğuldum...Dedemin vefatından sonra her köye gidişimde önce köyün girişindeki mezarlığa onun ziyaretine gidiyorum artık,sonra köye giriyorum.. Sanki önce onu görmeden köye girersem ona haksızlık ya da ihmal ederim hissine kapılıyorum. O çay saatleri,suyun kenarında oturup yaptıgımız sohbetler aklıma gelince,çok kötü oluyorum,öksüz kalmış gibi hissediyorum... Mario hoca da Çay üzerine bir şeyler anlatın deyince bu yazı çıktı ortaya....

    Berkay Erden Çok güzel bir yazı olmuş. Öylece unutmak istemedim.

    Berkay Erden Onlar sevgiyi, saygıyla ve şafkatle yaşamasını bilmişler. Onların birbirlerine sevgilerini göstermesi için kendi sözlerinden, kendi el emeklerinden ve birbirlerine olan saygılarından başka hiçbir şeye ihtiyaçları yokmuş.

    Ozlem Gundogan O kadar doğru dedin ki ...! Ben bu yaşıma kadar gördüğüm TEK örnek evlilik dedem ve nenemin ki ( Anneannemin ) Dedem çok hastalık yasadı ama nenem onu hiç bırakmadı..Dedemin eğitmenliğinin ilk yıllarında çok yokluk çekmişler o günün koşullarına çok zıt bir şey yapıp nenem Erzincan merkezde bir şehir otelinde temizlik görevlisi olarak çalışıp emekli oldu..Bir kez olsun birbirlerini incitecek bir söz duymadım ağızlarından....Bu çay sohbetlerini anlatmaya günler yetmez Berkay,çok özlüyorum çoook....

    Berkay Erden Neden üzülüyorsun ki. Harika anılar bırakmışlar geride ve hala yaşıyorlar senle. İnsan böyle güzel anlar yaşayınca hayatın güzelliklerini, lezzetini anlıyor ancak. Bu lezzet ağzında, yüreğinde olmadan sevgi olur mu? Bu lezzeti sana veren insanlar ölmezler. İşte sen güzel sözlerinle onları ölümsüz yaptın. Belki yarın ufak bir hikayeyle, ufak bir kitapla onlara olan saygını daha da ileri bir noktaya taşıyacaksın.

    Ozlem Gundogan Benim ki hasret,tıpkı adımı da koyan dedemin bende yarattığı Özlem sadece.. Haklısın..



Özgür Bacaksız
yani öyle zaman oluyordu ki küçük bir ekmeği bile üç, dört parçaya bölüyorduk, ekmeğin keyfi ve tadı öyle daha çok çıkıyordu... büyük parçalar tatmin etmezdi bizi.. anne elinin değdiği her şey kudretliydi, candı, emekti... ekmeği öyle bir paylaştırırdı ki annem mübarek sanki cetvelle ölçüp koparıyordu, herkese eşit parça düşüyordu, hak geçmezdi kimseye. şimdi her şeyin tek kişiliği var, tek kişilik hayatlar, parçalar.. hayatı parçalara ayırmayı unuttuk, tadı da kaçtı tüm lezzetlerin... büyük parçaların altındayız, eziliyoruz... bana o üçe böldüğümüz ekmekli günlerin tadını verecek lezzet-i ikram yok, ahey...


Ozlem Gundogan Ama yine de şanslıyız ki; o 3 e bölünmüş ekmekli günleri yaşayabildik..Yoksa biz de bu tadın farkını ve ayrıcalığını hiç bilmeyecektik..! İyi ki yaşamısız bunları...

Berkay Erden At arabalı, parke caddelerimiz vardı. Gece sokak aralarından çocuk sesleri, bizim seslerimiz yükselirdi. Tüm mahalle oynardık her oyunu. Saklanan kız, erkek çocuklar bir abisi, ablası üst üste dizili 9 taş devrilsinde oyunu kazanmış olsunlar diye beklerlerdi. Ali'nin annesi seslense. Pelin'de burada diye hep bir ağızdan bağırırdık. O zamanlar rüzgar sıcak eserdi. Saklandığımız tek şey saklambaç'taki ebeydi.



Tuesday, October 8, 2013

Mario Levi: 'Coğrafya aslında insanın kaderidir'

Mario Levi: 'Coğrafya aslında insanın kaderidir': "Son romanı ‘Size Pandispanya Yaptım” ile yine büyük beğeni toplayan Yahudi asıllı Türk yazar Mario Levi, “İbn-i Haldun’un dediği gibi, coğrafya en büyük kaderdir. Hakikat coğrafyada” diyor.

ADNAN ÖZER

Mario Levi’nin romanında anlatıcı geçmişteki bir bayram akşamını hatırlarken, onun kendisini büyüten bir “yazı” ruhuyla geri döndüğünü söylüyor. Akşam olarak söyleşiye biz de buradan başladık. Yazar Mario Levi’yi büyüten coğrafya hem yer hem kavram olarak ne ifade ediyordu?.. İstanbul, İstanbul’da Yahudi olmak, yine İstanbul Yahudisi bir yazar olmak temalarına değinen sevilen yazarımız birlikte yaşamaya dair meseleler üzerine açıklamalarda bulundu. "

'via Blog this'

Friday, January 11, 2013

Istanbul Was a Fairy Tale: Mario Levi | Kings Place

Istanbul Was a Fairy Tale: Mario Levi | Kings Place:

'via Blog this'

Home » Istanbul Was a Fairy Tale: Mario Levi

"Spoken Word / Sunday, 24 February 2013 - 6:30pm / St Pancras Room
Price: £6.50 Online*

Mario Levi
Maureen Freely Chair

Istanbul Was a Fairy Tale is a post-modern novel on a grand scale that follows three generations of an Istanbul Jewish family from the Ottoman Empire to the late 20th century. Istanbul is their only home, and yet they live in a state of alienation, isolating themselves from the world around them.

Leading Turkish novelist Mario Levi comes to Jewish Book Week to share the essence of Istanbul and its storied past.

"Istanbul Was a Fairy Tale—and was much more: a dream, an illusion, a promise of a perfect world . . . The author's perspective ranges widely as he effortlessly incorporates the oral traditions of the Orient into the structures and subversions of postmodern literature. Levi has created a monumental portrait of human existence itself . . . Reminiscent of James Joyce and Edmond Jabès."
Carsten Hueck, Neue Zürcher Zeitung"""

Monday, November 15, 2010

‎İçimdeki İstanbul Fotoğrafları, Mario Levi


'İçimdeki İstanbul Fotoğrafları' Mario Levi'nin yazdığı yeni roman.

Mutlaka okuyun :)


Kendisi Hocam olur ve çok tatlı, saygı duyulacak bir insandır.


Mario Hocam Saygılarımla...




Duyurular:
Mario Levi:

20.07.2012

CNN TÜRK’te, Beliz Özkan'ın sunduğu Genç Üniversiteli Mario Levi'den halkla ilişkiler eğitimi üzerine:







13.02.2011 Nuriye Akman
Röportaj Tasavvufu bilmeden İstanbulu anlayamazsınız ZAMAN http://t.co/JPhlCRm via @AddThis

Friday, February 25 at 10:30am - May 13 at 10:30am

ATÖLYE MAÇKA 0212 2327369 info@atolyemacka.com

YAZIM ATÖLYESİ (MARİO LEVİ İLE) GÜNDÜZ PROGRAMI YENİ
Siz de yaşadığımız bu dünyada ilişkilerin ve zevklerin her geçen gün biraz daha çok sıradanlaştığını mı düşünüyorsunuz
Kendinizi istediğinizce anlatamamanın sancısını mı çekiyorsunuz?
Yazı yolunu denediniz mi?



6 Subat 2011

Hayranı olduğunuz yazar Mario Levi ile birlikte "İçimdeki İstanbul Fotoğrafları"Yazarlarla Edebiyat Turları
ANTONİNA TURİZM- DOĞAN KİTAP İŞBİRLİĞİ ile…
Yazar MARİO LEVİ ile içimizde yer edecek
“İSTANBUL fotoğrafı karesinde” size de yer açıyoruz…
6 Şubat 2011, Pazar
6 Şubat, Pazar sabahı, Mario Levi’ce bir kahvaltı ile başlıyor günümüz… Çay, simit ve eski kaşar eşliğinde. Mario Levi’nin anlatacakları ile geçmişin fotoğraf kokan hatıralarına yolculuk yapıyoruz. Eski zaman yürüyüşümüz Tünel’de başlayıp Galata rıhtımına kadar sürüyor. İtalyanca’nın, Frenkçe’nin, Rumca’nın, Ladino’nun konuşulduğu 1920’lerin Galata’sındaki fısıldaşmaları hayal ettirecek bir yürüyüş bu.
Galata rıhtımına geldiğimizdeyse bir zamanlar, tıpkı demir alan Şirket-i Hayriye yolcuları gibi, özel teknemizle, Kadıköy’e geçiyor ve yazarımızın “Dünyanın en güzel çarşısı” olarak adlandırdığı Balık Pazarı’nı geziyoruz.Günün en lezzetli kısmı, kuşkusuz aşçıların Ladino dilinde konuşurken yoğurup hazırladıkları Kaşkarikas, Almodrote de Berencena, Albandigas de Prasa, Pişkado Ala Şaka gibi Sefarad gibi Sefarad tadlarından oluşan öğle yemeğimiz. Yemeklerimizin tadına bakarken, hikayelerini ve yapılışlarını Masal gibi bir İstanbul manzarasının eşliğinde Mario Levi’den dinliyoruz.
Bir Şehre Gidememek, Madam Floridis Dönmeyebilir, En Güzel Aşk Hikayemiz, İstanbul Bir Masaldı, Bir Yaz Yağmuruydu, Lunapark Kapandı, Karanlık Çökerken Neredeydiniz, İçimdeki İstanbul Fotoğrafları… Bir şehir, bir yazara ancak bu kadar eser yazdırabilir.
İstanbul’u Mario Levi’den dinlemenin tam zamanıdır…
Fiyat: 155 TL
Buluşma Tarihi, Saati ve Yeri: 6 Şubat, Pazar / 09:30 / Taksim-Tünel girişi
Fiyata Dahil Hizmetler: Mario Levi ile İstanbul’u gezme farkı, programda belirtilen kahvaltı, koşer yemekleri mönüsü (içecekler dahil), Karaköy-Kadıköy arası tekne, teknede çay ikramı, tura özel kitapçık.Detaylı bilgi ve rezervasyon – Antonina Turizm: 0212 292 28 74-75 / 0555 760 06 80





30.01.2011



Mario Levi köklü bir İstanbul ailesinden geliyor. Bu şehir hayatında öyle izler bırakmış ki, onu kitaplarının baş kahramanı yapmış. Önem atfettiği, ait hissettiği bu şehirde doğmayı, çocuk olmayı, erkek olmayı, yazar olmayı ve çocukken çektirdiği siyah beyaz fotoğrafları konuştuk. Bunları konuşurken Levi'den bize İstanbul'u gezdirmesini rica ettik. O da ricamızı kırmadı bakın bizi nerelere götürdü...


07.01.2011
TRT Haber ekranında yayınlanmaya başlayan "Memleket
İsterim-Aydınların Gözüyle Türkiye" belgesel haber programına konuk
olduğu bölüm


6 Ocak 2011
'İstanbul Bir Masaldı' , 'Istanbul Etait Un Conte' adıyla Fransa'nın en prestijli yayınevlerinden biri tarafından yayınlandı...
6 Ocak'tan itibaren Fransa'nın tüm kitabevlerinde bulunabilecek... Dikkatinize:)


26 Aralık Pazar
Mario Levi'nin 26 Aralık Pazar günü saat 15:00'te Moda 'Tarihçi Kitabevi'ndeki söyleşi ve imza gününe herkesi bekliyoruz...


Aralık 25, 2010
MARİO LEVİ SÖYLEŞİ & İMZA
KADIKÖY BELEDİYESİ SANAT KÜTÜPHANESİ (CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ 3. KAT)
Yazar söyleşi sonrasında son kitabı “İÇİMDEKİ İSTANBUL” u imzalayacaktır.
Ücretsiz
Kadıköy Belediyesi Etkinliği

Aralık 11, 2010

Subject: Mario Levi İmza Günü
11 Aralık Cumartesi 15:00'da Kozzy Alışveriş ve Kültür Merkezi'ndeki D&R mağazasında Mario Levi kitaplarını imzalayacak..

Kasım 25, 2010

Pera Palace Hotel Kültür-Sanat Buluşmaları
Mario Levi'nin, Pera Palace Hotel Kültür-Sanat Buluşmaları kapsamında 25 Kasım Perşembe günü saat 17:00'de söyleşisi ve imza günü olacak.

November 15, 2010
Mario Levi, bu akşam 21:30'da Ahmet Hakan'ın Tarafsız Bölge programına konuk olacak... 'İstanbul' üzerine söyleşilecek programın diğer konukları Buket Uzuner, İskender Pala, Nazlı Eray ve Ataol Behramoğlu.





video:






About Mario Levi:






Eserleri:
Mario Levi'nin bugüne kadar yazdığı kitaplar:
İlk kitabı "Bir Yalnız Adam: Jacques Brel" (Ahtapot Müzik Kitapları 1986)
1986 Bir Yalnız Adam: Jacques Brel - inceleme
1990 Bir Şehre Gidememek - öykü
Çeviri:İtalya, Baldini Castoldi
1991 Madam Floridis Dönmeyebilir - öykü
1992 En Güzel Aşk Hikâyemiz - roman
Çeviri: İtalya, Baldini Castoldi, 2008
1999 İstanbul Bir Masaldı - roman
Çeviri: ABD: Dalkey Archive; Almanya: Suhrkamp, 2008;
Arnavutluk: Fan Noli; Bulgaristan: Lettera; Fransa: Sabine Wespesier;
İtalya: Baldini Castoldi, 2007; Romanya: Curtea Veche;
Macaristan: L'Harmattan; Yunanistan: Oceanida
2005 Lunapark Kapandı - roman
2005 Bir Yaz Yağmuruydu - roman
2009 Karanlık Çökerken Neredeydiniz - roman
Çeviri: Almanya: Suhrkamp; Fransa: Sabine Wespesier; Yunanistan: Oceanida;
2010 ‎'İçimdeki İstanbul Fotoğrafları'