Showing posts with label Book. Show all posts
Showing posts with label Book. Show all posts

Wednesday, July 24, 2013

Ücretsiz yazılımla kendi e-kitabınızı yayımlayın - Erdal Kaplanseren - Hürriyet Pasaj

Ücretsiz yazýlýmla kendi e-kitabýnýzý yayýmlayýn - Erdal Kaplanseren - Hürriyet Pasaj:

'via Blog this'


Ücretsiz yazılımla kendi e-kitabınızı yayımlayın
4- Calibre’ı edinin

Sıradaki adım, düz metni bir e-kitaba dönüştürmek. Bunun için http://calibre-ebook.com adresinden ücretsiz indirebileceğiniz Calibre isimli programdan faydalanacaksınız. Kurulum süreci son derece basit, işlem boyunca sadece “Next”e tıklamanız yeterli. Eğer bir e-kitap okuyucuya sahipseniz kurulum aşamasında ayarını yapmak isteyebilirsiniz. Okuyucunuz yoksa varsayılan seçenekler iş görecektir.


7- Sigil’i edinin

Şimdi bir e-kitabı olabilecek en iyi şekle sokmak için ince ayar yapan Sigil isimli ücretsiz programa ihtiyacımız var. Bu sayede e-kitabınızı şekillendirebilir ve içindekiler bölümü oluşturabilirsiniz. Programın son sürümünü http://code.google.com/p/sigil adresinden ücretsiz edinebilirsiniz. “Downloads” sayfasından Windows sürümünü seçmeniz yeterli.

E-posta: ekaplanseren@hurriyet.com.tr
Twitter: https://twitter.com/kaplanseren

Friday, January 11, 2013

Istanbul Was a Fairy Tale: Mario Levi | Kings Place

Istanbul Was a Fairy Tale: Mario Levi | Kings Place:

'via Blog this'

Home » Istanbul Was a Fairy Tale: Mario Levi

"Spoken Word / Sunday, 24 February 2013 - 6:30pm / St Pancras Room
Price: £6.50 Online*

Mario Levi
Maureen Freely Chair

Istanbul Was a Fairy Tale is a post-modern novel on a grand scale that follows three generations of an Istanbul Jewish family from the Ottoman Empire to the late 20th century. Istanbul is their only home, and yet they live in a state of alienation, isolating themselves from the world around them.

Leading Turkish novelist Mario Levi comes to Jewish Book Week to share the essence of Istanbul and its storied past.

"Istanbul Was a Fairy Tale—and was much more: a dream, an illusion, a promise of a perfect world . . . The author's perspective ranges widely as he effortlessly incorporates the oral traditions of the Orient into the structures and subversions of postmodern literature. Levi has created a monumental portrait of human existence itself . . . Reminiscent of James Joyce and Edmond Jabès."
Carsten Hueck, Neue Zürcher Zeitung"""

Friday, April 13, 2012

İran'da kadının öteki yaşamı - Hürriyet PLANET

İran'da kadının öteki yaşamı - Hürriyet PLANET:
"Kitabı İran asıllı Fransız gazeteci Delphine Minoui yazmış, birkaç yıl önce normal boyutta basılan kitap büyük ilgi görünce şimdi de ep kitabı olarak satılıyor. Uzun yıllar İran ve Lübnan’da muhabirlik yapan gazeteci-yazar Minoui, halen Le Figaro gazetesinin İnternet sitesinde Ortadoğu olaylarını, özellikle ‘öteki yaşamları’ konu alan yazılar yazıyor. "

'via Blog this'

Sunday, December 11, 2011

Türk Çayını Kimse Böyle Anlatamaz

Check this video out -- Türk Çayını Kimse Böyle Anlatamaz - Analiz TV.flv www.youtube.com/watch?v=9OJyh_dhMTQ

"ABD'li yazar Katharine Branning'in yazdığı "Evet Bir Bardak Daha Çay İstiyorum" adlı kitabıyla ilgili yaptığı sunum, Türk çayına bakışınızı değiştirecek"


Wednesday, February 2, 2011

JayFikes.com - Shamanism, Huichol, Castaneda

JayFikes.com - Shamanism, Huichol, Castaneda:

"ABOUT JAY FIKES AND UNKNOWN HUICHOL, MY NEW BOOK

When I first arrived at Santa Catarina in 1976 it was a remote Huichol ceremonial center where ancient rituals dedicated to nature spirits such as Great Grandmother Germination and Grandfather Fire were still performed. During the past 34 years I have participated in Huichol peyote rituals, made pilgrimages to sacred sites, tape-recorded numerous sacred songs and myths recited by five shamans and translated most of those songs and myths. Those shamans helped me recognize the spiritual dimension in hunting deer and peyote, fishing, growing maize and talking with the deceased’s iyari during funeral rituals."

Saturday, December 18, 2010

20 Obsolete English Words that Should Make a Comeback

20 Obsolete English Words that Should Make a Comeback

"...


"1. Jargogle

Verb trans. – “To confuse, jumble” – First of all this word is just fun to say in its various forms. John Locke used the word in a 1692 publication, writing “I fear, that the jumbling of those good and plausible Words in your Head..might a little jargogle your Thoughts…” I’m planning to use it next time my husband attempts to explain complicated Physics concepts to me for fun: “Seriously, I don’t need you to further jargogle my brain.”

2. Deliciate

Verb intr. – “To take one’s pleasure, enjoy oneself, revel, luxuriate” – Often I feel the word “enjoy” just isn’t enough to describe an experience, and “revel” tends to conjure up images of people dancing and spinning around in circles – at least in my head. “Deliciate” would be a welcome addition to the modern English vocabulary, as in “After dinner, we deliciated in chocolate cream pie.”

3. Corrade

Verb trans. – “To scrape together; to gather together from various sources” – I’m sure this wasn’t the original meaning of the word, but when I read the definition I immediately thought of copy-pasting. Any English teacher can picture what a corraded assignment looks like.

4. Kench

Verb intr. – “To laugh loudly” – This Middle English word sounds like it would do well in describing one of those times when you inadvertently laugh out loud while reading a text message in class and manage to thoroughly embarrass yourself.


Photo: Liz West

5. Ludibrious

Adj. – “Apt to be a subject of jest or mockery” – This word describes a person, thing or situation that is likely to be the butt of jokes. Use it when you want to sound justified in poking fun at someone. “How could I resist? He’s just so ludibrious.”

6. Sanguinolency

Noun – “Addiction to bloodshed” – Could be a useful word for history majors and gamers, as in “Genghis Khan was quite the sanguinolent fellow” or “Do you think spending six hours a day playing Postal 2 actually fosters sanguinolency?”
7. Jollux

Noun - Slang phrase used in the late 18th century to describe a “fat person” – Although I’m not sure whether this word was used crudely or in more of a lighthearted manner, to me it sounds like a nicer way to refer to someone who is overweight. “Fat” has such a negative connotation in English, but if you say “He’s a bit of a jollux” it doesn’t sound so bad!

8. Malagrugrous

Adj. – “Dismal” – This adjective is from Scots and may be derived from an old Irish word that refers to the wrinkling of one’s brow. An 1826 example of its use is “He looketh malagrugorous and world-wearied.” I’m tempted to also make the word into a noun: “Stop being such a malagrug!”

9. Brabble

Verb – “To quarrel about trifles; esp. to quarrel noisily, brawl, squabble” – Brabble basically means to argue loudly about something that doesn’t really matter, as in “Why are we still brabbling about who left the dirty spoon on the kitchen table?” You can also use it as a noun: “Stop that ridiculous brabble and do something useful!”

10. Freck

Verb intr. – “To move swiftly or nimbly” – I can think of a lot of ways to use this one, like “I hate it when I’m frecking through the airport and other people are going so slow.”
Read more at http://matadornetwork.com/abroad/20-obsolete-english-words-that-should-make-a-comeback/#15emi4qez6DEQP6m.99"

Wednesday, December 15, 2010

80'lerde Çocuk Olmak

80'lerde Çocuk Olmak


80 kuşağının artık bir de başucu kitabı var - www.istanbulguncel.com - İstanbul Haber


80 kuşağının artık bir de başucu kitabı var


14 Aralık 2010 Yitik Ülke Yayınları’ndan çıkan "80’lerde Çocuk Olmak" kitabı, büyük ilgi görmeye devam ediyor.


80'lerde Çocuk Olmak

"Kollektif
Kadir Aydemir
YİTİK ÜLKE YAYINLARI

Bu sadece bir kitap mı? Hayır! Bu kitap, canlı bir şey! Yaşayan tarihin ta kendisi! Dikkatle, özenle okuyun...

80’lerde Çocuk Olmak, hem bir kitap ismi, hem de bir kuşağın en büyük özlemlerini, yaşanmışlıklarını içinde barındıran yolculuğun özel ve güzel adı. Bu kitapta bir araya gelmiş 90 kadar yazar var. 1980’lerde çocuktu onlar... Hepsi aynı kuşaktan… Sayfalarda gizlenen anılarda herkes kendinden bir şeyler buluyor. Fazıl Say’dan Gürgen Öz’e, Eylül Duru’dan Bülent Çolak’a, Onur Behramoğlu’ndan Erdem Aksakal’a, Göksel Bekmezci’den Ahmet Büke’ye, Barış Müstecaplıoğlu’ndan Yiğit Değer Bengi’ye dek, adları buraya sığmayacak onlarca yazar ve sanatçı bu kitap için çocukluklarını, anılarını, aşklarını, oynadıkları oyunları, 1980 darbesinin kendilerinde ve ailelerinde bıraktıkları kara tortuyu, yüzlerce ayrıntıyı bazen bir çocuk, bazen bir yetişkin gözüyle kaleme aldı. Yaklaşık üç yıllık bir çalışma sonucu doğan 80’lerde Çocuk Olmak kitabı, her kuşağın el kitabı olacak nitelikte. Dönemin pembe dizileri, ünlü oyuncuları, en çok izlenen çizgi filmleri, mahalle abileri, sokak kavgaları ve oynanan unutulmaz oyunlar, atari salonları, fırlamalıklar ve ergenliğe geçiş hikâyeleri, birbirimizle konuşurmuş gibi doğal bir şekilde anlatılıyor. Evet, bizler büyüyoruz ama çocukluğumuz ve yaşanmışlıklar orada öylece duruyor. Yolculuğumuza siz de katılın...

Kitabımızı 80’lerin aydın insanlarına, halk kahramanlarına, üniversite gençliğine ve 80’lerde doğup kaybettiğimiz tüm çocuklara ithaf ediyoruz.

Kadir Aydemir’in yayına hazırladığı bu kitap ayrıca anlamlı bir doğum günü hediyesi. 80’ler çocuklarının hiç yaşlanmadığının, hep çocuk kalacağımızın bir ispatı... Bu yıl, Türkiye sanal âleminin en eski ve köklü şiir-edebiyat sitelerinden Yitik Ülke’nin 10. yaşını kutlarken, bu kitapla, anılarına sahip çıkan herkesin de doğum gününü kutluyoruz.

Bu toplum belleksiz değil! Bizler de unutmadık ve yazdık!

Yaşasın 80’lerde çocuk olmak!

“80’lerde Çocuk Olmak” kitabında yazılarıyla, anı ve anlatılarıyla yer alan 80’lerin çocukları:

Yeşim Ağaoğlu, Onur Akbudak, Alper Akdeniz, Erdem Aksakal, Neyran Savaşman Akyıldız, Çiğdem Aldatmaz, Figen Alkaç, Sema Aslan, Hürcan Âşık, Mustafa Atapay, Kadir Aydemir, Eda Aytekin, Nil Esra Başaran, Ezgi Başkır, Suat Başkır, Barış Behramoğlu, Onur Behramoğlu, Göksel Bekmezci, Sinem Bengi, Yiğit Değer Bengi, Ersan Bengisu, Hasip Bingöl, Ahmet Büke, Elmira Cancan, Gökçenur Ç., Şebnem Çağlayan, Tunca Çaylant, KaderÇekerek, Serdar Çekinmez, Murad Çobanoğlu, Bülent Çolak, Elçin Demiröz, Özge Ç. Denizci, Ömer Faruk Dizdar, Eylül Duru, Galip Dursun, Sine Ergün, Azim Raşit Ersoy, Elif Savaş Felsen, İdil Giray, Pınar Gözpınar, Nilay Sağ Gülalp, Eda Günay, Koray Günyaşar, Yasemin Gürkan, Sanem Güven, Nefin Huvaj, Aydın İleri, Necla İret, Deniz Yalım Kadıoğlu, Gülay Kalkan, Bekir Arslan Kopuz, Ulaş Kurugüllü, Ahmet Küçükkayalı, Ece Erdoğuş Levi, Barış Müstecaplıoğlu, Engin Neşeli, Pınar Nurhan, Pelin Onay, Esra Ovalı, Yaprak Öz, Gürgen Öz, Şahin Özbay, Özlem Özyurt, Hatice Topal Özçoban, Nilüfer Özgeren, Sedef Özkan, Erol Özyiğit, Murat Prosciler, Tomris Sakman, Fazıl Say, Hakan Sim, Güray Süngü, Melih Süsleyen, Müjgan Şahinoğlu, Melike Aslı Şahinsoy, Ümit Şener, Seda Tansuker, Filiz Tanya, Erkut Tokman, Alper Turgut, Murat Türkücüoğlu, Serkan Türk, Papyon Tayfun Türkkan, Ferhat Uludere, Gül Yaşartürk, Özlem Yıldız, Hande Yöremen, Zeynep Zişan ve Güncem Topçu."




24 Kasım 2010 Çarşamba, 16:30:00
"Sanatçılar Fazıl Say, Gürgen Öz ve Barış Müstecaplıoğlu’nun da aralarında bulunduğu 90 yazarın, 1980’li yıllara ait anı-öyküleri, '80’lerde Çocuk Olmak' adlı kitapta biraraya getirildi. Kitapta, teknolojinin hızla geliştiği ve iletişim olanaklarının dünyayı küresel bir köy haline getirdiği 2000’li yılların bol imkanlar dünyasında yetişkin olan, ancak tek kanallı Türkiye’nin kısıtlı imkanlarında yaşadıkları küçük keyifleri ve samimi insan ilişkilerini özleyen 80’lerin çocukları'nın, o dönemi yaşayan okurların kolayca empati yapabilecekleri 'Voltran! Voltran!Voltran!', 'Şeker Kız Candy', 'Kremalı Bisküvi', 'Siyah Önlük2, 'Heidi... Hey gidi Hey...', 'Şirinler: Hala Uslu Çocuklarız...', 'Kokulu Silgim, Gazoz Kapakları ve Diğerleri...', 'Kenan Evren, Özal ve Marlboro Zamanı' gibi çok çeşitli öyküleri yer alıyor.
Kitabın yazarlarından Kader Çekerek, bir internet sitesinde açtığı blog sayfasında 70’li ve 80’li yıllara ait yazılar yazmaya başladığını, daha sonra burada paylaşım yapan insanların sayısının artmaya başladığını belirterek, böyle bir kitap projesiyle kendilerine gelen Kadir Aydemir’in önerisine, "Neden olmasın?" diyerek projeye başladıklarını dile getirdi.
'UZAK DURUN, DÜŞÜNMEYİN, KONUŞMAYIN'
Çekerek, 80’li yıllarda Türkiye’de yaşanan kırılmanın o dönemin çocuklarının hayatında da ciddi izler bıraktığını vurgulayarak, "Mesela biz hep, 'Uzak durun, düşünmeyin, konuşmayın' sözleriyle büyüdük. O kadar ciddi bir travma yaşadık ki toplum olarak, sosyal anlamda zaten çok derin bir uçurum açıldı 80’lerin öncesi ve sonrası arasında" dedi.
1980’li yıllarda yoklukların olduğu bir ülkeden serbest piyasa ekonomisine geçildiğini, yasak olan ithal ürünlerin ve dövizin serbestçe gelmeye başladığı bir ülke haline gelindiğini, yıllarca para biriktirilip alınan bir arabanın 20 yıl kullanıldığı dönemden, kredi kartlarıyla her ürünün borçlanarak alındığı bir döneme geçildiğini anlatan Çekerek, "Bunu bir gelişme olarak söylemiyorum, ama hakikaten iki farklı ülkeye dönüştük bir anda. Bütün manevi değerlerini, siyasi görüşlerini geride bırakıp tamamen paraya odaklanan bir sistem oturtuldu. 'Benim memurum işini bilir' ideolojisiyle gelen çok farklı bir toplum yapısı çıktı ortaya" diye konuştu.
'HANGİ ÇİKOLATAYI YESEM, O UCUZ GOFRETİN TADINI UNUTAMIYORUM'
Çekerek, yaşanan tüm bu keskin değişimlerin etkisi nedeniyle 80’li yıllara özlem geliştiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
"Değişen yaşam düzeni nedeniyle çok fazla değerin kaybedildiğini düşünüyorum. Dolayısıyla 80’li yıllara tutunma çabası da o değerlerin farkında olan son kuşak olmamızdan. Onun için o kaybedilen değerlere duyulan özlem de 1980’li yılları dönüp dönüp yad etme şekline geliyor. Komşuda yenebilen yemekler, komşuların çocuklara sahip çıkması, teklifsiz ilişkiler... Mesela teklifsiz çat kapı insanlar gelirdi. O insanlar geliyorlar diye ev sahipleri sinir olmazdı, sevinirdi. Ve o insanların önüne bir paket pötibör bisküvi koymak bir ikramdı, ama şimdi en yakın arkadaşın bile gelirken 'Müsait misin?' diye sorma ihtiyacını hissediyor. O naifliği kaybettik herhalde biraz da onun özlemiyle 80’lere tutunmaya çabalıyoruz.
O zamanlar annemin işten gelirken getirdiği bir tane uyduruk gofret o kadar keyif verici ve lezzetli bir şeydi ki ama şimdi binlerce seçenek arasında ben oğlumu mutlu edemiyorum. Hangi çikolatayı yesem, yağı ve belki de kakaosu son derece kötü o ucuz gofretin tadını bulamıyorum."
'HEPİMİZ KARDEŞİZ'
Kitabın yazarlarından Sanem Güven de 80’li yıllara duyulan özlemin nedenine ilişkin, "O dönem tüketimin çok sınırlı olduğu, lüks kavramının hiç yaygın olmadığı, zenginle fakir arasında bir uçurumun olmadığı, insanların çok samimi, yakın ilişkiler kurduğu kocaman bir mahalle ortamında yaşanıyormuş gibi yaşadığı bir dönemdi" dedi.
Zaman geçtikçe o dönemin idealist anne-babalarının 'daha güzel bir dünya özlemiyle büyüttüğü' çocuklarının tamamen farklı bir noktaya gidildiğine tanık olduğunu anlatan Güven, "Bu süreci çocuk gözüyle yaşadık. Dolayısıyla o kırılma noktasının öncesi ve sonrasına tanık olmuş olmak, o süreci yaşamış olmak bizim kuşağımızı farklı bir paylaşım noktasında birleştirdi. O yüzden bu süreci yaşamış olanlar hem geçmişin yaşam tarzını özümsemiş hem de bu değerlere rağmen daha farklı bir yolda yürümeye başlamış insanlar olarak, 'hepimiz kardeşiz' gibi olduk. Bu çalışma da bir kitap kardeşliği gibi oldu" diye konuştu.
'ŞİMDİ BİNLERCE İLETİŞİM ARACI VAR, AMA YALNIZIZ'
O yıllara tanık olmamış insanların bile 80’lerin nostaljisini paylaştığını belirten Güven, bunun dönemin samimiyetinden kaynaklandığını belirterek, şöyle devam etti:
"Esas olan paylaşımdı. Ne kadar çok şeye sahip olursak olalım, onu başka insanlarla paylaşacak durumda değilsek, sahip olduklarımız da bir süre sonra önemini kaybediyor. Mesela Küçük Ev’i izlerdik, ertesi gün onunla ilgili arkadaşlarımızla sohbet ederdik, keyif alırdık. Aynı televizyon dizilerini izlerdik, elektrikler kesildiğinde hepimizin evinde kesilirdi, herkes sonra ailesiyle sohbet etmeye başlardı. İnsanlar birbiriyle hakikaten konuşurdu. Şimdi konuşmak için binlerce iletişim aracı var, ama aslında konuşamıyoruz, yalnızız. Herkes başka bir şeyden bahsediyor. Neredeyse bütün bu imkanlar arasında inanılmaz bir imkansızlık içindeyiz. Özlediğimiz şey bence biraz bu paylaşım.
Ortak hedefler ve paylaşım. Şimdi onu kaybettiğimiz düşünüyorum."
'O YILLARI DAHA FARKLI ÖZLÜYORUZ'
O günlerden özlediği şeylerin pazar sabahları ailece oturulan kahvaltılar, TV’de pazar sinemasının hep birlikte izlenmesi, sobanın üzerinde kestane közlemek olduğunu dile getiren Güven, "Herkes çocukluğunu özler, ama biz 80’lerin çocukları, sadece bazı şeyleri yitirmiş olduğumuzun farkında olduğumuz için o yılları daha farklı özlüyoruz" diye konuştu.
"Kitabımızı, 80’lerin tüm çocuklarına ithaf ediyoruz" cümlesiyle başlayan, Kadir Aydemir’in yayına hazırladığı '80’lerde Çocuk Olmak' kitabı, Yitik Ülke Yayınları'ndan piyasaya çıktı."

Monday, November 29, 2010

Kitap Önerisi, Abel Lajtha

Kitap Önerisi  http://www.kitaponerisi.com/

Söyleşi
Konuk: Abel Lajtha




"Abel Lajtha halen New York′da yaşıyor ve çalışmalarına devam ediyor. Yukarıdaki müzik babası Laszlo Lajtha′nın ona adadığı 6.Yaylı Kuartet′den bir bölüm."


"T.S.Eliot’la yaklaşık bir yıl çalıştınız, onu yakından tanıma fırsatın oldu.
Ben daha çok babamın yanında duruyordum. 17 yaşındaydım. Murder in the Cathedral filme çekilecekti. Eliot ve George Hoellering (Yönetmen ve babamın yakın arkadaşı) filmin müziklerini babamın yapmasını istemişti. Babam bunun üzerine Londra’ya geldi ve bir yıl kaldı. Ben zaten Londra’da yaşıyordum. Babam ve Eliot çok sık bir araya gelirlerdi. Bittikten sonra babam Budapeşte’ye döndü ama ben Londra’da kalmaya devam ettim.
Bize T.S.Eliot’u anlatır mısın biraz?
Her şeyden önce çok güzel konuşurdu. Ben onunla 1947 yılında tanıştım. Çok ünlüydü. Zaten bir yıl sonra da Nobel’i kazandı. Ama hiç de ‘büyük bir şair’im diye dolaştığını göremezdiniz. Beni ilk etkileyen özelliği dediğim gibi konuşması idi. Çok akıcı, yumuşak, sakin konuşurdu. Cümleler üzerinde kesin bir otoritesi olduğunu hemen anlardınız. Politika pek konuşmazdı. Daha çok tarih, din – Katedralde Cinayet’in konusunu biliyorsun zaten- gibi konularda konuşmayı severdi.
Aslında Eliot ketum bir insandı. Konuşturmak için biraz çaba göstermeniz gerekirdi.
Zaten, hatırlıyorum, o küçük kalabalıklarımızda konuşmaya başlayınca mutlaka konunun sonunu getirene dek sürdürürdü konuşmasını. Amerikalı olmasına rağmen İngiliz aksanıyla konuşurdu. Amerika’lı doğmuş ama İngiliz olmayı seçmişti. Elitistti ve yüksek kültürü ödünsüz savunurdu.İngiliz kültürünü seviyordu. Şiirin en yüksek entelektüel seviyede olması gerektiğine inanırdı. İngiliz aristokrasisine ait olduğuna inanırdı. Ama alçakgönüllü biriydi Eliot.
Filmi ve müziklerini beğendi mi?
Eliot filmin her aşamasında vardı. İşini çok ciddiye alan biriydi. “Film eseri tam ve doğru yansıtmalı” derdi. Sonuçtan memnun kaldı. Oyunculuklardan, uyarlamadan…Tabii müzikten de memnundu.
..."
more on page...
Söyleşi: Behlül Dündar

Kitap Önerisi

Kitap Önerisi


"Bu site bağımsız bir kitap öneri sitesidir.

Kitaplar ücretleri ödenerek temin edilir ve okunduktan sonra önerilir.

Önerilen çeviri kitapların tam metin olmaları ve çeviri kalitesi dikkate alınır.

Tür ayrımı olmamakla birlikte, tanıtılan kitapların büyük bir çoğunluğunu edebiyat yapıtları oluşturmaktadır.

Yazılardan, çeviri metinlerden izin alıp, kaynak belirtilerek alıntı yapılabilir.

Bu sitede kitap satılmaz ve reklam yayınlanmaz.

Sitenin mottosu olan "Yo siempre me había imaginado el paraíso bajo la especie de una biblioteca." Jorge Louis Borges’den bir alıntıdır ve "Ben cenneti hep bir çeşit kütüphane olarak düşlemişimdir." anlamına gelir.

Herkese iyi okumalar."

Behlül Dündar


behluldundar@hotmail.com

Thursday, November 25, 2010

Yapı Kredi Yayınları Kitabevi Kadıköy’de! --- Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş

Yapı Kredi Yayınları Kitabevi Kadıköy’de! --- Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık A.Ş



Anadolu yakasında yaşayan kitapseverlerin uzun zamandır beklediği güzel haber nihayet geldi: Yapı Kredi Yayınları Galatasaray, Ankara ve İzmir’den sonra dördüncü kitabevini Kadıköy’de açtı. Bugüne kadar 3200’ü aşkın başlıkta kitap yayımlayarak ülkemizde ulaşılması zor bir rekora imza atan Yapı Kredi Yayınları, edebiyattan felsefeye, tarihten sanata, şehir monografilerinden çocuk kitaplarına kadar tüm kitaplarını, artık Anadolu yakasında yaşayan okurlarıyla da buluşturacak.
Yapı Kredi Yayınları Kadıköy Kitabevi’nden alışveriş yapan okurları hediye kitaplar, indirimler ve çeşitli sürprizler bekliyor. Ayrıca Kasım ayından itibaren kitabevinde imza günleri ve çeşitli etkinlikler de düzenlenecek. Ara Güler, Nasuh Mahruki, Filiz Özdem ve Aydın Boysan önümüzdeki haftalarda okurlarıyla buluşup kitaplarını imzalayacaklar.
Yapı Kredi Yayınları Kadıköy Kitabevi
Adres: Osmanağa Mah. Tavus Sok. 24/A 34710 Kadıköy - İstanbul
Telefon: 0216 337 72 04
Çalışma saatleri:
Hafta içi: 9.00-20.00
Cumartesi: 11.00-20.00
Pazar: 13.00-20.00

Monday, November 15, 2010

Kültür Sanat - Avrupa Yazarlar Parlamentosu İstanbul'da - ZAMAN GAZETESİ [İnternetin İlk Türk Gazetesi]

Kültür Sanat - Avrupa Yazarlar Parlamentosu İstanbul'da - ZAMAN GAZETESİ [İnternetin İlk Türk Gazetesi]



"...

Benzerlerinden daha 'edebi' olacağını şimdiden kestirebileceğimiz bu toplaşma yazarlar arasında gerçekleşecek. Avrupa Yazarlar Parlamentosu, 25-27 Kasım tarihleri arasında İstanbul'da toplanacak. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın desteğiyle yapılacak böylesine 'edebi' bir toplantının ortaya çıkış fikri de yine bir edebiyatçıya, haziran ayında kaybettiğimiz Nobel ödüllü yazar Jose Saramago'ya ait. Üç yıl önce ülkemize gelen Saramago'nun ortaya attığı fikir, Avrupa'nın önde gelen yazar, fikir adamı, eleştirmen ve akademisyenlerini bir araya getiriyor..."

more on page

‎İçimdeki İstanbul Fotoğrafları, Mario Levi


'İçimdeki İstanbul Fotoğrafları' Mario Levi'nin yazdığı yeni roman.

Mutlaka okuyun :)


Kendisi Hocam olur ve çok tatlı, saygı duyulacak bir insandır.


Mario Hocam Saygılarımla...




Duyurular:
Mario Levi:

20.07.2012

CNN TÜRK’te, Beliz Özkan'ın sunduğu Genç Üniversiteli Mario Levi'den halkla ilişkiler eğitimi üzerine:







13.02.2011 Nuriye Akman
Röportaj Tasavvufu bilmeden İstanbulu anlayamazsınız ZAMAN http://t.co/JPhlCRm via @AddThis

Friday, February 25 at 10:30am - May 13 at 10:30am

ATÖLYE MAÇKA 0212 2327369 info@atolyemacka.com

YAZIM ATÖLYESİ (MARİO LEVİ İLE) GÜNDÜZ PROGRAMI YENİ
Siz de yaşadığımız bu dünyada ilişkilerin ve zevklerin her geçen gün biraz daha çok sıradanlaştığını mı düşünüyorsunuz
Kendinizi istediğinizce anlatamamanın sancısını mı çekiyorsunuz?
Yazı yolunu denediniz mi?



6 Subat 2011

Hayranı olduğunuz yazar Mario Levi ile birlikte "İçimdeki İstanbul Fotoğrafları"Yazarlarla Edebiyat Turları
ANTONİNA TURİZM- DOĞAN KİTAP İŞBİRLİĞİ ile…
Yazar MARİO LEVİ ile içimizde yer edecek
“İSTANBUL fotoğrafı karesinde” size de yer açıyoruz…
6 Şubat 2011, Pazar
6 Şubat, Pazar sabahı, Mario Levi’ce bir kahvaltı ile başlıyor günümüz… Çay, simit ve eski kaşar eşliğinde. Mario Levi’nin anlatacakları ile geçmişin fotoğraf kokan hatıralarına yolculuk yapıyoruz. Eski zaman yürüyüşümüz Tünel’de başlayıp Galata rıhtımına kadar sürüyor. İtalyanca’nın, Frenkçe’nin, Rumca’nın, Ladino’nun konuşulduğu 1920’lerin Galata’sındaki fısıldaşmaları hayal ettirecek bir yürüyüş bu.
Galata rıhtımına geldiğimizdeyse bir zamanlar, tıpkı demir alan Şirket-i Hayriye yolcuları gibi, özel teknemizle, Kadıköy’e geçiyor ve yazarımızın “Dünyanın en güzel çarşısı” olarak adlandırdığı Balık Pazarı’nı geziyoruz.Günün en lezzetli kısmı, kuşkusuz aşçıların Ladino dilinde konuşurken yoğurup hazırladıkları Kaşkarikas, Almodrote de Berencena, Albandigas de Prasa, Pişkado Ala Şaka gibi Sefarad gibi Sefarad tadlarından oluşan öğle yemeğimiz. Yemeklerimizin tadına bakarken, hikayelerini ve yapılışlarını Masal gibi bir İstanbul manzarasının eşliğinde Mario Levi’den dinliyoruz.
Bir Şehre Gidememek, Madam Floridis Dönmeyebilir, En Güzel Aşk Hikayemiz, İstanbul Bir Masaldı, Bir Yaz Yağmuruydu, Lunapark Kapandı, Karanlık Çökerken Neredeydiniz, İçimdeki İstanbul Fotoğrafları… Bir şehir, bir yazara ancak bu kadar eser yazdırabilir.
İstanbul’u Mario Levi’den dinlemenin tam zamanıdır…
Fiyat: 155 TL
Buluşma Tarihi, Saati ve Yeri: 6 Şubat, Pazar / 09:30 / Taksim-Tünel girişi
Fiyata Dahil Hizmetler: Mario Levi ile İstanbul’u gezme farkı, programda belirtilen kahvaltı, koşer yemekleri mönüsü (içecekler dahil), Karaköy-Kadıköy arası tekne, teknede çay ikramı, tura özel kitapçık.Detaylı bilgi ve rezervasyon – Antonina Turizm: 0212 292 28 74-75 / 0555 760 06 80





30.01.2011



Mario Levi köklü bir İstanbul ailesinden geliyor. Bu şehir hayatında öyle izler bırakmış ki, onu kitaplarının baş kahramanı yapmış. Önem atfettiği, ait hissettiği bu şehirde doğmayı, çocuk olmayı, erkek olmayı, yazar olmayı ve çocukken çektirdiği siyah beyaz fotoğrafları konuştuk. Bunları konuşurken Levi'den bize İstanbul'u gezdirmesini rica ettik. O da ricamızı kırmadı bakın bizi nerelere götürdü...


07.01.2011
TRT Haber ekranında yayınlanmaya başlayan "Memleket
İsterim-Aydınların Gözüyle Türkiye" belgesel haber programına konuk
olduğu bölüm


6 Ocak 2011
'İstanbul Bir Masaldı' , 'Istanbul Etait Un Conte' adıyla Fransa'nın en prestijli yayınevlerinden biri tarafından yayınlandı...
6 Ocak'tan itibaren Fransa'nın tüm kitabevlerinde bulunabilecek... Dikkatinize:)


26 Aralık Pazar
Mario Levi'nin 26 Aralık Pazar günü saat 15:00'te Moda 'Tarihçi Kitabevi'ndeki söyleşi ve imza gününe herkesi bekliyoruz...


Aralık 25, 2010
MARİO LEVİ SÖYLEŞİ & İMZA
KADIKÖY BELEDİYESİ SANAT KÜTÜPHANESİ (CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ 3. KAT)
Yazar söyleşi sonrasında son kitabı “İÇİMDEKİ İSTANBUL” u imzalayacaktır.
Ücretsiz
Kadıköy Belediyesi Etkinliği

Aralık 11, 2010

Subject: Mario Levi İmza Günü
11 Aralık Cumartesi 15:00'da Kozzy Alışveriş ve Kültür Merkezi'ndeki D&R mağazasında Mario Levi kitaplarını imzalayacak..

Kasım 25, 2010

Pera Palace Hotel Kültür-Sanat Buluşmaları
Mario Levi'nin, Pera Palace Hotel Kültür-Sanat Buluşmaları kapsamında 25 Kasım Perşembe günü saat 17:00'de söyleşisi ve imza günü olacak.

November 15, 2010
Mario Levi, bu akşam 21:30'da Ahmet Hakan'ın Tarafsız Bölge programına konuk olacak... 'İstanbul' üzerine söyleşilecek programın diğer konukları Buket Uzuner, İskender Pala, Nazlı Eray ve Ataol Behramoğlu.





video:






About Mario Levi:






Eserleri:
Mario Levi'nin bugüne kadar yazdığı kitaplar:
İlk kitabı "Bir Yalnız Adam: Jacques Brel" (Ahtapot Müzik Kitapları 1986)
1986 Bir Yalnız Adam: Jacques Brel - inceleme
1990 Bir Şehre Gidememek - öykü
Çeviri:İtalya, Baldini Castoldi
1991 Madam Floridis Dönmeyebilir - öykü
1992 En Güzel Aşk Hikâyemiz - roman
Çeviri: İtalya, Baldini Castoldi, 2008
1999 İstanbul Bir Masaldı - roman
Çeviri: ABD: Dalkey Archive; Almanya: Suhrkamp, 2008;
Arnavutluk: Fan Noli; Bulgaristan: Lettera; Fransa: Sabine Wespesier;
İtalya: Baldini Castoldi, 2007; Romanya: Curtea Veche;
Macaristan: L'Harmattan; Yunanistan: Oceanida
2005 Lunapark Kapandı - roman
2005 Bir Yaz Yağmuruydu - roman
2009 Karanlık Çökerken Neredeydiniz - roman
Çeviri: Almanya: Suhrkamp; Fransa: Sabine Wespesier; Yunanistan: Oceanida;
2010 ‎'İçimdeki İstanbul Fotoğrafları'


Wednesday, November 10, 2010

BOĞAZİÇİ KİTAP FUARI, 17-22 Aralık 2010

Şehrin ortasında yepyeni bir kitap fuarı: BOĞAZİÇİ KİTAP FUARI, 17-22 Aralık 2010, İstanbul Kongre Merkezi Harbiye... Konuk Ülke: Japonya, Tema:Gelenek Gelecek...
A new book fair in the middle of the city... BOSPHORUS BOOK FAIR, December 17-22,2010 Istanbul Congress Center Harbiye... Guest Country: Japon, Theme: Traditi...on to Future...