Showing posts with label Women. Show all posts
Showing posts with label Women. Show all posts

Tuesday, August 23, 2016

The Rise and Fall of an All-American #Catchphrase: 'Free, White, and 21

The Rise and Fall of an All-American Catchphrase: 'Free, White, and 21'



"She was a young society woman. He was an enigmatic stranger. They’d just met at a speakeasy and as dusk set in were parked lakeside in his roadster to get better acquainted.
“You mind if we stay here a while,” he asked, “or must you go home?”
She pulled back, eyes wide, insulted.

“There are no musts in my life,” she said, “I’m free, white, and 21.”
Poor choice of words, but only because the guy was a fugitive from a chain gang. It’s right there in the title of the movie: I Am a Fugitive from a Chain Gang (1932). Otherwise, neither he nor the assumed audience would have thought much more of the expression. It was a catchphrase of the decade, as blandly ubiquitous as any modern meme: a way for white America to check its own privilege and feel exhilarated rather than finding fault."

Andrew Heisel is a writer living in New Haven, CT. Follow him @andyheisel.

Images from MGM, the Chicago Defender, the New York Times, American International Pictures. Video by Andrew Heisel

Friday, March 25, 2016

#eğitim #kadın #gelecek #metro da #oku


Kadın, eğitim, gelecek


















Bazen bir şey yazmanıza gerek yoktur.

Key words: Kadın, Gelecek, Çocuk, Eğitim, Anne, Nesil



Kadınlara kendini savuma dersleri

Nasıl bir medya istersiniz? ****



Sunday, October 25, 2015

#eskiyadunyayahukumdarolmaz #kadin - Kadın ve 'Eşkiya Dünyaya Hükümdar olmaz'

Kadın ve 'Eşkiya Dünyaya Hükümdar olmaz'


"Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz"daki kadınlar gerçekten çok iyi örnekler. Özellikle Oktay Kaynarca'nın (Hızır Çakırbeyli) eşi ve sevgilisi. Eşi (Meryem Çakırbeyli) zaman içinde evde bir statü edinmiş. Eş statüsünden sıyrılmış. Evin annesi, kaynanasının ağır davranması gereken gelini olmuş. Oktay kaynarcanın adamları ve onların eşleri, ki özellikle eşler devreye girince tamamen yüksek bir noktada statü edinmiş. Oktay kaynarca da bunu  benimsemiş gözükmüş. Ama bir noktada mimar kızla tanışınca, eşinin ilk hali olan gençlik aşkı gibi bir aşk bulmuş. Mimar sevgilinin (Nazlı Öztürk) kapı açıldığında boynuna sarılması, kucağına atlaması eşinin yapamayacağı, statüsüne yakışmayacak davranışlar. Hatta Hızır Çakırbeyli'nin bile tenkit edeceği, alışmadığı davranışlar.
Demek oluyor ki, kadının kendisine çizdiği statü davranışlar, kadının eş rolünü çalıyorlar. Bu da onları eksik hale getiriyor.
Erkek içinse, kadın evde, evlenmeden önce olduğu gibi, evin temizliğini yapan, düzenini sağlayan, giysileri yıkayan, yemek yapan "annesi statüsüne" giriyor. Bu da erkeğin cinsel yaşantını da kendi eliyle bitiriyor. Ne kadar kendisi istese de bu statüde biriyle yakınlaşamıyor. Anne modeli, diğer ahlaki zırhlarla kadının cinsel kimliğini kaplıyor.
Bunu daha da kötü hale getiren erkeğin annesi (Hayriye Çakırbeyli) veya kadının annesi oluyor. Erkeğin annesi erkeğe evde biraz daha disiplinli ol, dediği zaman, erkek çocuklardan önce eşine soğuk davranıyor.
Kadının annesinin seni saysınlar cümlesi de, direk olarak erkeğe, eşine soğuk davranmasıyla sonuçlanıyor.
Bu nokta da belki iyi niyetle bile söylenmiş sözler eşlerin arasını açıyor.
Anne statüsü kadına zamanla eşini kaybettiriyor. (Hızır'ın eşine No-Frost benzetmesi)
Bu da teyze kızının (Hızır Çakırbeyli'nin kuzeni Hatice
Pasted from <https://tr.wikipedia.org/wiki/E%C5%9Fk%C4%B1ya_D%C3%BCnyaya_H%C3%BCk%C3%BCmdar_Olmaz_(dizi)> ) mimar kıza (Nazlı'ya) söylediği söze geliyor. "Teyze oğlumun (Hızır'ın) başında bağırıp çağıran bir tane kadın var zaten. (İkincisine ihtiyacı yok.) Akıllı ol. Akıllı. Meryem bitti bitiyor. Eğer sen bir tatsızlık çıkarmazsan.  Hızır'ın dönüp dolaşıp geleceği yer burası. Evleneceği kadında sen olursun. (Eğer susarsan birinci kadının yerini alırsın.) (7. bölüm, bölüm bitimine 14 dakika kala)"
İşte bu her şeyi açıklayan cümle oluyor.
 Erkek küçüklükten evleninceye kadar onu tek azarlayan, üstündeki tek güç sahibi kadından evlenerek kaçtığı gibi, eşinden de başka bir kadınla birlikte olarak kaçıyor.
Olay erkek için öyle bir noktaya geliyor ki, sevgilisiyle evlenmek istiyor. Hatta nerdeyse ilk evliliğinde nasıl annesi davrandıysa, karısının da öyle davranması gerekiyor.
Nasıl mı? Evde çocuklarla kalacak. Annesi gibi başka erkeğe bakmayacak. Erkek de arasıra eve uğrayıp çocukları görecek. Evde ona yapılan özel yemeği yiyecek. Ve karısının (mimar Nazlı) yanına dönecek.
Kadın için anne statüsü hayat boyu beklediği bir statü. Doğduğu andan itibaren evde olmak istediği yer. Anne tatile gitse veya hastalansa, ilk söylediği veya düşündüğü "şimdi evin annesi ben oldum." evin annesi olmak, yemek yapmak, temizlik yapmak değil. Saygın bir statü. Bu statünün işçiliği yemek yapmak, çocuk bakmak, temizlik yapmak.

Bu bir toplumsal dayatma. Burada dengeyi kuramayan, toplumsal dayatmalardan kurtulamayan çiftlerin kaygısı ortaya çıkıyor.

Dizideki kadınları değerlendiren Anibal GÜLEROĞLU'nun yazısı;
"DENİZ ÇAKIR İLE KADININ YERİ…Silahların ve entrikaların dünyasına yönelik dizilerde, her geçen gün daha çok yer edinmeye başladı kadınlar. En az erkekler kadar acımasız olduklarını, rakiplerini alt etmek için planlar geliştirdiklerini bolca seyreder olduk. Kimine hiç yakışmıyor, çok yapmacık duruyor böyle sert tavırlar. Ama bazılarına da cuk oturuyor, erkek gibi racon kesmeler.Deniz Çakır, ikinci kategoride. Farklı yapımlarda hep mücadeleci karakterler canlandırarak adeta bu konuda ihtisas yapan Deniz Çakır’ın canlandırdığı Meryem de bu nedenle Hızır Çakırbeyli ile uyum içinde. Omzuna attığı ceketle ‘ana’ya dönüşen Meryem karakterinin tehditkâr duruşu da, hırsla hata yapması da erkeklerin dünyasıyla aynı. Anlayacağınız Oktay Kaynarca ile Deniz Çakır’ın kimyası tutmuş, rol birlikteliğinde hiçbir sıkıntı yok.Öte yandan Deniz Çakır’ı ekrana döndüren Meryem’i aldatılan kadın konumunda hüzün ve mücadeleye sokan dizide, geleneksel aile çarkları hatalı yönlendirmelerle dolu. Hızır Çakırbeyli’yi karıların arasında bırakan senaryonun bu açıdan yaptığı hatalar nedir derseniz… Aldatılan kadının gururunun, diğer kadını vurma eylemiyle izah edilmesi ilk hata. Karadenizli mafya ailesinde bu söylem normaldir denilebilir. Ben de bunca şiddetin kol gezdiği zamanlarda hiç olmazsa kadınlar silahtan ve şiddetten uzak tutulsaydı derim.Ayrıca erkekler koltuk derdindeyken adama mahşer günü yaşatmaya ve sonuna kadar savaşmaya niyetlenen kadınlar arasında da çekişmelerin alabildiğine süreceğini gösteren dizide köçek aşağılaması… Hızır Çakırbeyli’nin aldatma olayını masumlaştırmak için Meryem’e ‘no frost’ yakıştırması da kadınlar adına hoş olmamış. Hele bir kadının kuluçka makinesi olarak görülmesi ve daha çok çocuk istemediğinde kocasının başka kadına yönelmesinin kaçınılmaz olduğunun vurgulanması tam itici. Erkek gözüyle aldatmak bu şekilde yorumlanabilir ve evli bir adamın ikinci aileyi kurması doğallaştırılabilir belki. Ancak etekle kefeni özdeşleştirip Deniz Çakır ile ailesini-çocuklarını korumaya çabalayan güçlü kadının yeri işlenirken, olaya bir de kadın açısından bakılmalı ve yanlış motivasyondan kaçınmalıydı! Buradaysa ne yazık ki erkek gözü fazlasıyla hâkim kılınmış...."
Anibal GÜLEROĞLU

 Yazının tamamı için:

Thursday, August 6, 2015

#dikizaynamdadunya #asilozbay motorsiklet

#asilozbay #dikizaynamdadunya #motosiklet

www.dikizaynamdadunya.com - asilozbay@hotmail.com:

Gedik Üniversitesi
Spor Bilimleri Fakültesi, Öğretim Görevlisi · Istanbul, Turkey


'via Blog this'


http://www.motosikletradyo.com/asil-ozbay-yola-cikti.html

"Asil Özbay, “Kadına Yönelik Şiddete Hayır” sloganı ile Kız Kulesi’nden motoruyla Balkan turuna çıktı.
Cesur Bir yürek Bir motosiklet ve Balkanlar’da tam 10 ülke… Asil Özbay kadınlara yönelik şiddete karşı sesini duyurmak için başta Mototal olmak üzere, destekçilerinin katıldığı Kız Kulesi’ndeki buluşma ile bugün (8 Temmuz 2015) yollara düştü.
1985 doğumlu Asil Özbay ülkemizin kanayan yaralarından biri olan kadın şiddetine karşı geliştirdiği projede tek başına 10 balkan ülkesini gezecek. Yolculuk Arnavutluk, Karadağ, Yunanistan, Slovenya, Sırbistan, Makedonya, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Kosova ve Bulgaristan’ı kapsayan bir yolculuk şeklinde 10 ülke, 20 gün, yaklaşık 8000 km sürecek bir motosiklet macerası olacak. Bu yolculukta da Asil Hanım’a Honda NC700X model motosikleti eşlik edecek."

http://www.motoetkinlik.com/roportaj-1-kadin-1-motosiklet-10-ulke-asil-ozbay/

"Kadın özgürlüğü temalı bir proje. Bu tur boyunca en başta göstermek istediğim, bir kadın olarak yollarımızın kesilmesine rağmen sınırları ne kadar aşabileceğimizdir. Ben aşina olduğum yolu seçtim, özgürlük, bireysellik, yollar ve motosiklet… Herkes kendi yaşam özlerini keşfedip o yol ile birlikte hayallerini gerçekleştirmeli. Bu her ne olursa olsun. Yaşanan kadın cinayetleri, kadınların özgürlüklerinin kısıtlanması, sokağa çıkarken dahi tetikte olmaları ülke olarak hepimizin yarası. “1 Kadın 1 Motosiklet 10 Ülke” projesi bu yaraya değinebilme isteği ile doğdu."

Asil Özbay - 1 Kadın, 1 Motosiklet, 10 Ülke





Sunday, July 28, 2013

Kadın Dili: Bükçe

Kadın Dili: Bükçe


Source: Her Çocuk's photo.

Mutlu olmak için kendime not :) Unutmamak Lazım!


Oğlum bir hafta sonra evleniyor. Sorumluluk sahibi bir baba olarak ona öğüt vermem gerekiyor. Fakat bunu evde yapamam çünkü annesi ağız tadıyla öğüt vermeme izin vermez, sözü ağzımdan kapıp kendi devam eder. İş yerimden oğluma telefon açtım, “Akşam yemeğini dışarıda birlikte yiyelim.” dedim. Deniz kenarındaki bu şirin lokantada şimdi onu bekliyorum. Geliyor aslan parçası, yakışıklılığı da aynı ben. Yan masadaki kızlar gözleriyle oğlumu süzüyorlar. Bakmayın kızlar, onu kapan çoktan kaptı. Hoş beşten sonra konuya giriyorum.


Oğlum haftaya düğünün var, bir baba olarak sana bazı konularda yol yordam göstermem gerekiyor. Çocukluğunda suç işlediği zamanlardaki gibi birden bire kızardı. Kerata ne anlatacağımı zannettiyse!

-Baba ben yirmi altı yaşındayım, bazı şeyleri biliyorum artık.

-Ah senin o biliyorum zannettiğin konularda da çok bilmediğin çıkacak ama ben o konulardan bahsetmeyeceğim. Keşke konuşabilseydik ama henüz o kadar modern olamadım.

Rahat bir nefes aldı. Bu arada yemeklerimiz de geldi. Oğlumla şöyle keyif yaparak muhabbet edelim bakalım.

-Kaç dil biliyorsun oğlum sen?

-İngilizce, Fransızca, bir de Türkçe'yle üç dil oluyor.

-Bugün ben sana dördüncü dili öğreteceğim. Dilin adı Bükçe. Kadınlar tarafından kullanılır. Sen buna “kadın dili” de diyebilirsin.

Güldü. Güldüğü zaman benim yanağımdaki gibi küçük bir gamzesi var, o ortaya cıkıyor.

-Kadınların ayrı bir dili mi var?

-Tabii ki. Eğer kadın dilini bilirsen bir kadınla yaşamak dünyanın en büyük zevkidir, ama bu dili bilmezsen hayatın kararabilir. O yüzden bir kadınla mutlu olmak isteyen her erkek Bükçe'yi öğrenmeli.

İyi de niye Bükçe?

-Çünkü kadınlar konuşurken, genellikle söyleyecekleri sözü net söylemezler. Eğip bükerler; onun için dilin adını ;Bükçe” koydum.

-“Bükçe zor bir dil mi baba?” diye sordu gülerek.

-Bana bak, çok önemli bir konu ama eğleniyor gibisin, biraz ciddiye al. Bir kadınla mutlu olmak istiyorsan bu dili bilmen çok önemli. Çünkü kadınlar sözü bükerek bükçe konuşurlar sonra da senin sözün doğrusunu anlamanı beklerler. Felsefesini anlarsan kolay, anlamazsan zor. Mesela Çinli bir karın var, sen karına sürekli Fransızca "seni seviyorum” diyorsun ama karın hiç Fransızca anlamıyor. Fransızca "seni seviyorum” un onun için bir anlamı yoktur. Ona Çince seni seviyorum dediğinde seni anlayabilir.

-Tamam baba, haklısın ciddiyetle dinliyorum. Peki, sence kadınlar neden bizimle aynı dili konuşmuyorlar, söyleyeceklerini direkt söylemiyorlar ?

-Bence bir kaç sebebi var. Birincisi, duygusal oldukları için, hayır cevabı alıp kırılmaktan korktuklarından sözlerini de dolaylı söylüyorlar. İkincisi, kadınlar dünyaya annelikle donanımlı olarak gönderildikleri için onların iletişim yetenekleri çok güçlü.

-Bu konuda biz erkeklerden bir sıfır öndeler yani.

-Ne bir sıfırı oğlum, en az on sıfır öndeler. Düşünsene, henüz konuşmayan, küçük bir çocuğun bile yüz ifadesinden ne demek istediğini hemen anlıyorlar. İşin kötüsü kendileri leb demeden leblebiyi anladıkları için biz erkekleri de kendileri gibi zannediyorlar. Onun için leb deyip bekliyorlar. Hatta bazen, leb demek zorunda kaldıkları için bile kızarlar. "Niye leb demek zorunda kalıyorum da o düşünmüyor?” diye canları sıkılır.

-Biz de bazen Canan'la böyle sorunlar yaşıyoruz. “Niye düşünmedin?” diye kızıyor bana.

-Kızarlar oğlum, kızarlar. Kadınlar ince düşüncelidirler, detaycıdırlar, küçük şeyler gözlerinden hiç kaçmaz. Bizim de kendileri gibi düşünceli olmamızı beklerler, fakat erkekler onlar gibi değil. Biz bütüne odaklıyız, onlar detaya. Beyinlerimiz böyle çalışıyor.

-Ne olacak baba o zaman, yok mu bu işin çaresi?

-Var dedik ya oğlum, Bükçe'yi öğreneceksin, bunun için buradayız. Hazır mısın?

-Hazırım baba.

-Bükçe bol kelime kullanılan bir dildir. Biz erkeklerin on kelime ile anlattığı bir konu, Bükçe'de en az yüz kelime ile anlatılır. Dinlerken sabırlı olacaksın. Mesela karın o gün kendine elbise aldı, diyelim. Bunu sana “Bugün bir elbise aldım.” diye söylemez. Elbise almak için dışarı çıktığından başlar, kaç mağazaya gittiğinden, almak için kaç elbise denediğinden, indirimlerden, yolda gördüğü tanıdıklarından, alırken yaptığı pazarlıktan devam eder ve sana kocaman bir hikaye anlatır.

-Hikaye dili yani.

-Aynen öyle. Sen akıllı bir erkek olarak ona asla, “Hikaye anlatma, ana fikre gel, kısa kes.”
demeyeceksin. Böyle bir şey dediğinde bittin demektir. İster öyle de, istersen “seni sevmiyorum.” de. İki durumda da “seni sevmiyorum” demiş olacaksın.

-Ne alakası var baba “seni sevmiyorum” demekle “kısa anlat” demenin?

-Çok alakası var. Kadınlar dinlenmedikleri zaman sevilmediklerini düşünürler.

-Bu önemli. Bükçe'de dinlemek sevmektir diyorsun.

-Aynen öyle. Devam edelim. Bükçe ima dolu bir dildir. Kadınlar konuşurken bir şeyler ima etmeyi severler. Biz erkekler de imalı konuşuyoruz diye düşünürler ve gözlerimizle onlara ne demek istediğimizi çözmeye çalışırlar. Oysa erkeklerin ima yeteneği pek gelişmemiştir. Bizim kastımız söylediğimiz şeydir.

-Geçen hafta Canan bana “Bir kaç kilo daha versem gelinliğin içinde daha iyi duracağım.” dedi. Ben de “Böyle de iyisin.” dedim. Canı sıkıldı, bir kaç saat surat astı. ";Neyin var?” diye sordum. “Hiçbir şeyim yok.” dedi. Sence nerede hata yaptım?

-“Böyle de iyisin” derken o “de” ekini orda kullanmamalıydın. Canan bunu şöyle anlamıştır. “Böyle de fena sayılmazsın, eh işte, idare edersin ama tabi daha da iyi, daha da güzel olabilirsin.”

-Peki ne demem gerekiyordu?

-Şunu hiç unutma. Kadınlar kendileri ile ilgili, giysileri ile ilgili ya da aileleri ile ilgili bir soru soruyorlarsa, kesinlikle iltifat bekliyorlardır. Es kaza eleştirmeye kalkarsan yandın. Bunu hiç unutmazlar. O gün “Hayatım sen zaten Çok güzelsin, kilo vermeye falan bence ihtiyacın yok.” deseydin, günün zehir olmazdı. Mesela bir gün kucağına oturup “Ağır mıyım?” derse sakın ;Evet, biraz” falan deme “Hayır” de. Yoksa bir daha kucağına oturmaz.

-Yani diyorsun ki bir kadın her daim güzeldir, her giydiği yakışır ve her kadının annesi bir hanımefendi, babası da beyefendidir. Bana ne yaparlarsa yapsınlar.

-Aferin oğlum, çok hızlı anlıyorsun bana çekmişsin. Kadının, kendi anne babasıyla sorunu olsa, kendi eleştirir ama asla senin eleştirmeni kabul etmez. Bunu kendine hakaret olarak alır.

-Ve asla unutmazlar, değil mi?

-Aynen öyle. Yıllar once annene, annesi için “Biraz cimri.” demiştim. Hala “Sen benim annemi sevmezsin.” der ve annesi bize bir şey aldığında gözüme sokar, en çok göreceğim yere koyar.

-Hadi o konularda dilimi tutarım da, şu ima işini çözmek zor geldi.

-Zor gibi ama biraz gayret edersen çözersin. En önemlisi imaları anlayacaksın ama “Sen şunu mu demek istiyorsun?” diye asla yüzüne vurmayacaksın.

-Anladım. Anlayacaksın ama anladığını belli etmeyeceksin. Buna şöyle de diyebiliriz. O beni iğnelediğinde “Niye bana iğne batırıyorsun?” Diye sormayacağım, o iğneyi ben kendi kendime batırmışım gibi yapacağım.

-Güzel ifade ettin oğlum. Mesela dün öğlen annen beni aradı. “Akşama tok mu geleceksin?” diye sordu. Beni biliyorsun akşam yemeklerinde hep evdeyimdir. Kırk yılda bir dışarıda yerim onu da haber veririm. Tabi ben hemen anladım annenin ne demek istediğini. “Tok gel, yemekle uğraşmak istemiyorum” demek istiyor. Anladım ama tabi “Ne demek istiyorsun?” demedim.

-Bu Bükçe'de kısa konuşma yok mu baba?

-Var ama yerinde olsam hiç tercih etmezdim. Kadın konuşmuyorsa ya da kısa konuşuyorsa kesin ciddi bir sorun var demektir. Mesela baktın canı sıkkın, soruyorsun, “Neyin var?” diye. “Hiçbir şeyim yok.” diyorsa, aman bir şeyi yokmuş diye bırakma. Yoksa az sonra, çok ilgisiz olduğundan yakınarak, ağlamaya başlar.

-Bükçe'de “Hiçbir şey yok.” demek ";Çok şey var, benimle ilgilen.” demek oluyor, o zaman.

-Evet. Biz erkekler “Bir şey yok.” diyorsak ya gerçekten bir şey yoktur, sadece başımızı dinlemek istiyoruzdur ya da bir sey vardır ama; “Şu anda konuşacak bir şey yok.” diyoruzdur. Her ikisinde de konuşmak istemiyoruzdur. Ama kadınlar ilgiyi sevgi olarak gördükleri için "Bana değer veriyorsan, ilgilen ki anlatayım.” demek istiyordur. Çok nadiren gerçekten anlatmak istemiyor olabilir, o zaman da fazla üstüne varıp bunaltmayacaksın tabi.

-Bir arkadaşım da “Kadınların ‘Peki.' demesi tehlikelidir” demişti.

-Doğru. Bir kadının ağzından çıkan kuru bir 'peki', ‘olur', ‘tamam' her zaman tehlikelidir. Bu Bükçe'de “Şimdi tamam diyorum ama acısını daha sonra çıkaracağım.” demektir. Sana en kısa zamanda kesin bir ceza keser. Fakat pekinin yanında “Peki canım, olur hayatım” gibi bir hoşluk ekliyorsa korkmaya gerek yok.

-Zor bir dil baba.

-Yok yok gözün korkmasın, her yabancı dil gibi. İlk başlarda biraz çalışacaksın, pratik yapacaksın, bazen hatalar yapacaksın, dikkat edeceksin sonra otomatiğe bağlanırsın. Kolay yanı şu; senin bükçe konuşman gerekmiyor. Dili anlaman yeterli.

-Anlamak da pek kolay değil ama.

-Korkma, o kadar zor değil. En önemli kuralları ben sana öğretiyorum zaten. Devam edelim. Kadınlar istediklerini söylemek zorunda kalınca, düşünemediğimiz için biz erkeklere kızarlar ve konuşurken suçlayarak konuşurlar; fakat suçladıklarının farkında olmazlar. Sitem ediyoruz zannederler.

-Nasıl yani?

-Mesela, karın sana “Ne zamandır dışarı çıkmadık.” derse bunu suçlama olarak üstüne alma, canı seninle gezmek istiyordur, bunu sen düşünüp teklif etmediğin için kalbi kırılmıştır. Maksadı seni suçlamak değildir. “Daha geçenlerde gezmeye gittik.” gibi bir savunmaya girme. "Tamam canım haklısın, ben de istiyorum, en kısa zamanda gideriz.” de, konu kapanır. Tabi ilk fırsatta da sözünü yerine getirirsen iyi olur.

-Küçük ama önemli detaylar.

-Aynen öyle. Mesela karın “Üşüdüm.” diyorsa, "Üstünü kalın giy.” demeni ya da kombiyi açmanı değil, ona sarılmanı istiyordur.

-Keşke okullarda öğretselerdi biz erkeklere Bükçe'yi. Ne kadar erken başlasak o kadar çabuk kavrayabilirdik belki.

-Haklısın, aslında ben de sana öğretmek için geç kaldım. Neyse zararın neresinden dönülse kardır.

-Not mu alsaydım... Epeyce detayı varmış dilin.

-Sen bilirsin oğlum, unutacaksan al. Keşke ben de not alıp gelseydim. Umarım sana eksik öğretmem. Şimdi aklıma geldi. Kadınların en nefret ettiği sözcük “Fark etmez.”dir. “Fark etmez”i kadınlar “Hiç umurumda değil, ne yaparsan yap.” diye anlarlar.

-En değerli sözcük nedir?

-Sen bil bakalım.

-“Seni seviyorum.” herhalde.

-Evet, kadınlar “Seni seviyorum.” sözünü sık sık duymak isterler. Biz erkekler; "Söylemiştim, zaten biliyor.” diye bu konuda gaflete düşmemeliyiz.

-Bükçe sadece konuşma dili midir baba? Bunun bir de davranış dili var gibi geliyor bana.

-Zekan kesinlikle bana çekmiş. Ben de tam ona geliyordum. Davranışlar da çok önemli tabii. kadınlar küçük şeylere önem verirler. Akşam ona sarıl, televizyon izliyorsan sarılarak izle. Gündüz onu düşündüğünü ifade etmek için kısacık da olsa bir mesaj gönder, küçük sürprizler yap. O yemek hazırlarken ona yardım et, salata yap, çay demle.

-Akşam gelip sırt üstü yatmak yok yani.

-Gözünde büyütme. Sayınca çok şey gibi görünüyor ama aslında bunlar zaman alacak, zor ve masraflı şeyler değil. Sen bu küçük şeylere dikkat et, zaten karın sana paşa gibi davranır, seni yormaz. Bir erkek bu küçük şeylere dikkat etmezse zamanını karısıyla büyük kavgalar yaparak geçirir. Sevgiyle geçirmek varken niye kavgayla geçiresin ki? Kadınlar çok vericidir ama, eğer sen hep alıp hiç vermezsen, bir gün birden patlarlar. Küçük küçük alırlarsa, büyük büyük verirler.

-Tamam baba, bunlara dikkat edeceğim.

Garson yemek tabaklarını kaldırırken oğlumun telefonu çalmaya başladı. Belli ki nişanlısı arıyor, konuşmak için deniz kenarına doğru adımlamaya başladı. Az sonra geldi.

-Baba çok teşekkür ederim. Bükçe'yi anlamaya başladım. Canan aradı. “Salonun perdeleri ne renk olsun karar veremedim, yarın birlikte mi baksak?” dedi. Tam “Fark etmez, sen seç.” diyecektim ki bunu senin söylediğin gibi “Ev de perde de umurumda değil.” gibi anlayacağı aklıma geldi. “Tabii canım, istersen birlikte bakabiliriz ama ben senin zevkine güveniyorum, sen seç istersen.” dedim, çok mutlu oldu. Kendi seçecek.

-O zaten perdeyi çoktan seçmiştir de kadınlar illa yaptıklarını onaylatmak isterler. Birlikte de gitsen o seçtiği perdeyi almak isteyecektir. Biz erkekler onların ne demek istediklerini anlarsak, işlerden kolay sıyırırız.

-Baba tekrar teşekkür ederim. Bu iyiliğini hiç unutmayacağım. Bana Bükçe'yi öğretmeseydin halimi düşünmek bile istemiyorum.

Şanslısın oğlum. Benim seninki gibi bir babam yoktu. Bunları deneye yanıla öğrenmem yıllarımı aldı. Sen yine iyisin, hazıra kondun. Güle güle kullan, isteyene de öğret, herkes de güle güle kullansın. Kullansınlar ki yüzleri gülsün.

Monday, March 11, 2013

Turkey’s new education system plans looks like AKP’s another attempt of social engineering… A social fabric roundup « Erkan's Field Diary

Turkey’s new education system plans looks like AKP’s another attempt of social engineering… A social fabric roundup « Erkan's Field Diary:

'via Blog this'

A social fabric roundup: from the Guardian archive- A visit to a Turkish harem, Illegal Procedures in abortion cases… « Erkan's Field Diary

A social fabric roundup: from the Guardian archive- A visit to a Turkish harem, Illegal Procedures in abortion cases… « Erkan's Field Diary:

'via Blog this'


A visit to a Turkish harem: from the Guardian archive, 18 January 1843

from World news: Turkey | guardian.co.uk


1967 | Coffehouses and their gadgets…

from Mavi Boncuk by M.A.M


Pro-choice Association Reveals Illegal Procedures in Turkey

from Bianet :: English


Non-Muslims want equal funeral rights in Turkey

from Hurriyet Daily News


John Steinbeck attracts the wrath of parents in Turkey

from World news: Turkey | guardian.co.uk by Kaya Genç


Turkey’s middle-class women mix fashion with Islamic piety

from World news: Turkey | guardian.co.uk by Constanze Letsch


Turkey’s soap operas touch Egypt’s heart

by Acturca


Turkey: Television Drama Generates Official Angst

from EurasiaNet.org – Turkey by k_kumkova
Copyright show:
No


Patriarchal Democracy

from Kamil Pasha by Jenny White


Shame on professors: Turkish PM

from Hurriyet Daily News


Turkey’s middle-class women mix fashion with Islamic piety

from Yahoo news



















Turkish coffee house piece at the Guardian and social fabric roundup…. « Erkan's Field Diary

Turkish coffee house piece at the Guardian and social fabric roundup…. « Erkan's Field Diary:

'via Blog this'


A traditional Turkish coffee is served at a coffee house in Istanbul. Photograph: Fatih Saribas/Reuters
Turkish coffee house talk could teach the world a thing or two | Kaya Genç

by Kaya Genç
As Turkey’s coffee culture arrives in London, it provides an opportunity for proper discussion about culture and politics

Birth Rate in Very Young Women Declines

from Kamil Pasha by Jenny White
There has been a dramatic decline over the past decade in very young women giving birth. (click here)
About the Difficulty of being a Child in Turkey

from Bianet :: English
The first report on the situation of children that compares all 30 member states of the OECD revealed that Turkey ranks in the bottom row regarding health, environment, education and the financial situation of children in Turkey.
People leave Van after earthquakes

by Fréderike Geerdink
DIYARBAKIR – Thousands of people are leaving the city of Van in the southeast of Turkey, after it was hit by two earthquakes in less than three weeks. According to Turkish media, the migrants say that the city is no longer livable: there is not enough electricity, and life in tents is increasingly difficult now [...]
893 Turks die in major drug companies’ experiments

by HDN
Drug experimentations conducted by pharmaceutical giants have killed 893 Turks, the Independent reported.
How Turkey’s Erdogan Became One of the World’s Most Influential Leaders

from Yahoo news
How Turkey’s Prime Minister — a moderate Islamist and steadfast advocate of secular democracy — became one of the world’s most influential leaders
Turks look to mobile technology to change bazaar cash customs

by Zoe Wood
In Istanbul’s grand bazaar you can smell the money changing hands as tourists go into battle over carpets and fake designer handbags.
Many hunters hunted in the Feast of Sacrifice in Turkey

from Hurriyet Dailynews by ISTANBUL – Anatolia News Agency
Some 470 people who were injured while slaying animals for the Muslim holy Feast of Sacrifice have been treated by emergency services in hospitals across Istanbul.
L’animatrice Müge Anli « interdite de séjour » à Van, mais pas sur la chaîne ATV
from YOL (routes de Turquie et d’ailleurs) by anne

Müge Anli, animatrice du programme “Kayip” (sorte de perdus de vue) n’est pas la seule pétasse à avoir fait étalage de son racisme crasse sur les chaînes de TV turques, le lendemain du séisme de Van.
Turkey’s west-east gap

by KLAUS JURGENS
As much as objective commentators are right to applaud Turkey’s rapid modernization process — think new roads, hospitals, schools, alignment with EU legislation, an emerging civil society, economic strength, regional political influence, its anticipated and soon to be drafted civilian constitution and so many other issues —
Turkish Students in US

from Mavi Boncuk by M.A.M
Mavi Boncuk |

2010/2011 Academic Year Ranking
1. China
2. India
3. South Korea
4. Canada
5. Taiwan
6. Saudi Arabia
7. Japan
8. Vietnam
9. Mexico
10.Turkey
Keskek gets UNESCO Nod

by M.A.M
A UNESCO (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) intergovernmental board met for one week in Bali, Indonesia to discuss “living” cultural practices, examining oral traditions, art forms and generational rituals.
Mavi Boncuk |

Keskek (Turkey): Ceremonial meat or chicken cooked in wheat or barley stew. Found in Iranian as well as Turkish cuisine, it is a common meal consumed during religious festivals, weddings and funerals.


Related posts:
The Guardian claims PM Erdoğan threatens theatres after an actor ‘humiliates’ daughter… And a social fabric roundup…
Turkish social fabric roundup. AKP’s most ambitious social engineering project starts with the new education system while “bedroom watch” continues…
Spiegel: Erdoğan, the misogynist and a social fabric roundup…
Social fabric roundup: Turkey ranks 47th in mothers report, Turkish middle class ‘loves malls’, and more..
Turkish youth are supposedly suffering from knowledge deficit… A Social fabric roundup…
Ayşe Kadıoğlu on Turkish taboos…and a social fabric roundup…
“Men Killed 24 Women in June” in Turkey. A social fabric roundup…

Turkish social fabric roundup. AKP’s most ambitious social engineering project starts with the new education system while “bedroom watch” continues… « Erkan's Field Diary

Turkish social fabric roundup. AKP’s most ambitious social engineering project starts with the new education system while “bedroom watch” continues… « Erkan's Field Diary: "Leman, Penguen or Uykusuz: Turkey’s comic books vs. Erdogan

from cafebabel.com by Marie Jackson
Utter the names of these satirical comic magazines in the presence of any Turk, and their eyes will light up with recognition. Yet these publications are a serious thorn in the side of the government. Despite tough conditions and government repression, the reviews tirelessly put pencil to paper in the name of social critique"

'via Blog this'

Turkish social fabric roundup. AKP’s most ambitious social engineering project starts with the new education system while “bedroom watch” continues… « Erkan's Field Diary

Turkish social fabric roundup. AKP’s most ambitious social engineering project starts with the new education system while “bedroom watch” continues… « Erkan's Field Diary: "Leman, Penguen or Uykusuz: Turkey’s comic books vs. Erdogan

from cafebabel.com by Marie Jackson
Utter the names of these satirical comic magazines in the presence of any Turk, and their eyes will light up with recognition. Yet these publications are a serious thorn in the side of the government. Despite tough conditions and government repression, the reviews tirelessly put pencil to paper in the name of social critique"

'via Blog this'

Social fabric roundup: Turkey ranks 47th in mothers report, Turkish middle class ‘loves malls’, and more.. « Erkan's Field Diary


'via Blog this'



nuclear power stations, turkey style (!)
RedHack hacks Turkish family ministry website on Mother’s Day
from Hurriyet Daily News
The socialist RedHack group today took down the Turkish Ministry of Family and Social Policy’s website, to mark Mother’s Day and draw attention to violence against women in Turkey and armed conflicts around the world.

Turkish middle class ‘loves malls’
from Hurriyet Daily News
Most members of Turkey’s middle class adhere to conservative religious values..
Pious Turks Push for Labor Justice
by By SUSANNE GÜSTEN
Young Muslims have been congregating to critique the reign of the mildly Islamist government of Prime Minister Recep Tayyip Erdogan as “capitalism with ablutions.”
Symposium on creationism stirs debate in academia
from Hurriyet Daily News
An anti-evolutionist symposium plan organized by a university student group in Istanbul…

Marûnis (Hakkari) : Retour au village détruit parce que « sa terre est l’honneur de l’homme »
from YOL (routes de Turquie et d’ailleurs) by anne

A Kurdish Majority In Turkey Within One Generation?
from Yahoo news
Since the 1990s, Turkey’s fertility rate has steadily declined, due to, among other factors, rising household incomes, expanded access to higher education for women and increased birth control practices.
AKP government scales down national day festivities
from Hurriyet Daily News
The celebration of national holidays will no longer include military parades and lavish shows at stadiums
Out With The Old National Rituals
from Kamil Pasha by Jenny White
A major change: the end of the iconic Kemalist national displays and rituals that included stadiums of costumed and choreographed youth (sometimes wearing Ataturk masks), ten-story banners of Ataturk, military displays, and in some regional centers, “reenactments” of victories over “foreign forces” like Armenians that in one case featured young Turkish boys dressed as soldiers, splashed with fake blood and playing dead, their “bodies” partly wrapped in Turkish flags.
Plastic surgery gets share from Turkish TV series
from Hurriyet Daily News
Turkish TV series, which have become very popular in Arab countries as well as many other parts of the world in recent years, are also noted for make a contribution to Turkey’s health tourism.
Orhan Pamuk’s museum diversifies Turkish art scene – SES TürkiyeA new museum dedicated to the love affair in Nobel laureate Orhan Pamuk’s novel The Museum of Innocence, expands the traditional boundaries of the literary

“Men Killed 24 Women in June” in Turkey. A social fabric roundup… « Erkan's Field Diary

“Men Killed 24 Women in June” in Turkey. A social fabric roundup… « Erkan's Field Diary: "According to data compiled by bianet, 24 women were killed by men in June this year. 13 women were raped, 20 women harassed and eleven women were injured. Most registered cases of violence took place in Istanbul.

Murder Photo Sparks Anger as Turkey Talks Domestic Violence – Businessweek"

'via Blog this'

EFD Rights Watch and a social fabric roundup… “259 Women Killed in Turkey in 2011 « Erkan's Field Diary

EFD Rights Watch and a social fabric roundup… “259 Women Killed in Turkey in 2011 « Erkan's Field Diary: "ccording to data collected by bianet, 14 women in Turkey were killed by men in December 2011. 24 women were injured, 15 women raped and 16 harassed. In total, 259 women were killed by male culprits in Turkey in 2011."

'via Blog this'

Turkey's Nostalgic Gazoz Culture | Istanbul Eats

Turkey's Nostalgic Gazoz Culture | Istanbul Eats: "In a 2003 TV commercial for Cola Turka, the actor Chevy Chase was seen speaking Turkish and then sporting a moustache, after taking just one sip of the intended challenger of Coke in this country. This sensational ad – which riffed on the old theme of American cultural imperialism through its number-one agent, Coca-Cola – was the first time that Turkish soft drinks caught our attention. Though we didn’t take to the overly sweet Cola Turka, we did start looking beyond, to its local brethren in the market: gazoz, a world of nearly extinct Turkish carbonated drink brands with a fanatical following.

One recent winter morning at Avam Kahvesi, the waiter, Ulaş, pitched wood into a large fireplace in the back. The dance of flames refracted through gazoz bottles that lined the walls, sat on tables, and peaked from crates stacked around the room. There were literally gazoz bottles everywhere in this one-of-a-kind shrine to Turkish soft drinks.

The rest of this feature can be found on CulinaryBackstreets.com, here."

'via Blog this'

ARCHAEOLOGY - Turkish minister criticizes archaeology excavations

ARCHAEOLOGY - Turkish minister criticizes archaeology excavations: "Some of the archaeologists currently working at excavation sites around Turkey are not taking their job seriously enough, Tourism and Culture Minister Ömer Çelik has said, according to daily Hürriyet.

Çelik made the comments in an interview with Der Spiegel Magazine at the Berlin International Tourism Bourse, a well-known travel trade fair.

German archeologists have been overseeing excavations at Göbekli Tepe, he said, adding that a total of 11,000 sculptures went missing from the site in 2010. “I am not accusing them of stealing, however, this is evidence that they are not giving sufficient importance to security issues.” "

'via Blog this'

Exploring the North East Region of Turkey


http://turkishimage.blogspot.com/2013/03/exploring-north-east-region-of-turkey.html?utm_source=feedburner&utm_medium=feed&utm_campaign=Feed%3A+TurkishImages+%28Turkish+Images%29

Posted on March 5, 2013 by Natalie Sayin in Turkey



A typical stereotype picture exists when people think about travel in Turkey. Most talk about the ruins of Ephesus, hot air balloons of Cappadocia or holiday resorts on the Aegean and Mediterranean coasts. However, in the Northeast of Turkey, there is a completely different landscape view.
Photographs on the Internet make it seem so surreal and unless you have seen it for yourself, it is difficult to believe this is Turkey. Lush green mountains covered in trees, tall waterfalls and wooden hotels dot the landscape. During winter, heavy snowfall turns the scenery into a white blanket and anyone could be forgiven for comparing it with Switzerland.
This region is culturally strong. People belong to the Laz or Hemsin ethnic groups but some people’s family history can be traced to Georgian or Azerbaijan cultures. No matter what their backgrounds are, traditions are firmly rooted in music, dancing and making food from natural resources. This is where golden honey is made by queen Caucasian bees and Rize city supplies the rest of Turkey with sweet and tasty tea leaves.







LOCAL - Number of Turkish military personnel revealed

LOCAL - Number of Turkish military personnel revealed: "he Turkish General Staff has updated its personnel statistics, which amount to a current total of 678,617, according to the website of the Turkish General Staff.

The data said that 347 generals and admirals were serving at the Turkish army. A total of 313 generals are serving in the Land, Naval and Air Forces, and 33 generals are serving for the Gendarmerie Forces. One admiral is working as part of the Coast Security Command.

There are 33,167 officers and 72,061 non-commissioned officers working for the Land, Naval and Air Forces in total."

'via Blog this'

March 8: International Women's Day in Kurdish background peace process. | YOL (roads in Turkey and elsewhere)

March 8: International Women's Day in Kurdish background peace process. | YOL (roads in Turkey and elsewhere): "March 8, International Women's Day is one of the highlights of Kurdish protests in Turkey, a kind of repetition between women before the great feasts of Newroz (around March 20). This year with the peace process underway, Newroz be of particular solemnity. The 3 members BOP visited him last week in his island prison of Imrali reported that Abdullah Öcalan should unveil its roadmap for the occasion. Responses to letters he had always send the BDP MPs Kurdish party, the PKK in Qandil and Europe it should be managed.

The PKK may announce a ceasefire on this occasion, but it is not yet certain. should say that the meeting between Öcalan in Imrali and BDP delegation was welcomed by intense shelling of their camp Qandil ( 4 killed PKK). For several days the incessant takeoffs F16 made ​​a terrible racket in Diyarbakir. So it was quite predictable that the command of the PKK requires certain conditions. Mine that injured four soldiers in a district of Diyarbakir was probably a response to the bombings."

'via Blog this'

Being a Woman in Turkey and in the Middle East by Sedef Küçük - The Globalist

Being a Woman in Turkey and in the Middle East by Sedef Küçük - The Globalist: "International Women's Day, observed every March 8, is a global celebration of women's economic, political and social achievements. Sadly, gender equality for women remains an ongoing struggle — especially for women in the Middle East. Sedef Küçük examines the challenges women still face — in her native Turkey and elsewhere in the region — and what Western democracies can do to help."

'via Blog this'

TOURISM - Turkey’s tourism ranks 46 out of 140 countries

TOURISM - Turkey’s tourism ranks 46 out of 140 countries: "Turkey’s travel and tourism sector ranked 46 among 140 industrialized and emerging economies, climbing four positions from 2011, according to The Travel and Tourism (T&T) Competitiveness Report 2013 released by the World Economic Forum (WEF).

The biannual report includes an analysis of the rankings of the Travel & Tourism Competitiveness Index (TTCI), which aims to measure factors and policies such as policy rules and regulations, environmental sustainability, tourism infrastructure, natural resources and cultural resources, among others. The Index grades countries between 0 and 6 points. Turkey’s general assessment this year was 4.4 points, a 0.7-point increase from 2011. While Turkey ranks 46 among 140 countries, it also ranks 28 out of 42 European countries. “The country’s main strength continues to lie in its rich cultural resources (19th), with 20 World Heritage cultural sites, several international fairs and exhibitions, and strong creative industries. Turkey gains significantly in a number of areas and has seen a significant increase in tourist arrivals over the last two years,” according to the report."

'via Blog this'