Showing posts with label Religion. Show all posts
Showing posts with label Religion. Show all posts

Wednesday, February 20, 2013

Okumuyoruz ve "inanıyoruz"

Okumuyoruz ve inanıyoruz


"Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab'dan olmadığı halde Kitab'dan sanasınız diye (okudukları) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, "Bu, Allah katındandır" derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler."
Al-i İmran Suresi, Ayet ﴾78﴿, sayfa 60

Birçok kitabı okuyorsunuz. (Türkiye'deyiz :( okumuyorsunuz) Doğuştan Müslüman olamazsınız. Bilmediğiniz bir kitabı, duymadığınız bir şarkıyı, görmediğiniz bir resmi veya filmi eleştiremezsiniz. Başkasından duyduklarınızla hareket etmek sadece

İntihal'dir. (TDK: Aşırma),[ bir kişinin eserinde başka kişilerin ifade, buluş veya düşüncelerini kaynak göstermeksizin kendisine aitmiş gibi kullanmasıdır tr.wikipedia.org/wiki/İntihal ]

Daha kötüsü siz bilmediğiniz bir konuda yorum yapmaktasınız.

Kitap okuyun.

Kitap okuyun.

Kitap okuyun.

http://kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#3:78

Tuesday, February 5, 2013

Büyü, Sihir

Büyü, Sihir



Büyü ve sihir hakkında sık sık konuşuyoruz. Bazıları konuşmakla da kalmıyor:


Sure: Bakara Ayet:102 Sayfa 16

"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan'laşmış insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil'deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Halbuki o iki melek, "Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme" demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah'ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi."

Özellikle sihir derken, büyü derken bu kısmı unutmamak lazım:

"Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah'ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı."

* * * *

Geçenlerde bir nette bir yazıda Müslümanların en büyük probleminin "Babadan Müslüman olmak" olduğunu okudum. (Nette olduğu için yerini hatırlamıyorum. Kaynak verseydim iyi olurdu. Ama konuda önemli gördüğüm cümle zaten buydu.)
Doğduğumuzda Müslüman olarak doğduğumuz için her yaptığımızı "din içinde" zannediyoruz.
Bu, bir de Türklerin en kötü huyuyla birleşince daha da kötü oluyor. "Okumamak". "Oku" diye başlayan bir dine inanıp, o dinin kitabını bile bir okuyandan dinleyelim durumundayız.
Yanlış biliyoruz bir çok şeyi ve okumuyoruz.

Lütfen kitap okuyun.

http://kuran.diyanet.gov.tr/

Sunday, January 6, 2013

KALP GÖZÜ AÇIK



KALP GÖZÜ AÇIK = DELİ !!! ACABA KİM DELİ :)

Delinin biri camiye girer belli ki namaz kılacak.
Ama oturmaz meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer-dolanır…
Bir oraya bir buraya her köşeye dikkatlice bakar ve hızla çıkar gider..
Az sonra sırtında bağlanmış odunlarla tekrar gelir camiye ve tam namaza başlamak üzere olan cemaatle birlikte saf tutar..
Ama sırtındaki odunlarla güç bela bitirir namazını.
Eğilip kalktıkça yere düşen odunlar çıkardığı ses vs. derken tabii cemaat de rahatsız olmuştur bu durumdan..
Nihayet biter namaz bitmesine ama her kafadan bir ses çıkar..
Herkes kıpırdanmaya adama söylenmeye başlamıştır bile..
İmama kadar ulaşır sesler hafiften tartışmalar..
İmam aynı mahalleden bilir az çok garibin halini şefkatle yaklaşır meczubun yanına ve der ki:
“Oğlum böyle namaz mı olur sırtında odunlarla sen ne yaptın? Hem kendini hem de çevreni rahatsız ettin bak bir daha namaz kılmaya yüksüz gel olur mu?”
Bunu duyan meczub melül-mahzun ama manalı bir bakışla sorar
“Âdetiniz böyle değil mi?”
“Ne âdeti?!” der Hoca..
Cemaat da toplanmış merak ve şaşkınlıkla olayı izlemektedir o sıra..
Der ki meczub bu kez:“Hocam ben namaz kılmak için girdim camiye şöyle kendime uygun bir yer ararken içeridekilere baktım gördüm ki herkesin sırtında bir şeyler var. Zannettim ki adet böyledir ben de şu odunları yüklendim geldim işte neden kızıyorsun? Kızacaksan herkese kız tek bana değil!
Hoca şaşırır: “Benim sırtımda da mı var?” der..
“Evet” der meczub “Hepinizin sırtı yüklü!”..
Cemaatte ise hafiften “deli işte!” manasınabıyık altından gülüşmeler başlamıştır..
Meczub bu kez öne atılır ve tek tek cemaati işaret ederek saf bir çocukça heyecanla bağırır:
“Bak bunun sırtında mavi gözlü bir çocuk bunda kocaman bir elma ağacı vardı..
Bunda kırık bir kapı bunda bir tencere yemek bunda kızarmış tavuk şunun sırtında yeşil gözlü esmer bir hatun bununkinde de yaşlı annesi vardı!..”
Sonra iki elini yanlarına salar başını sallar ve umutsuzca;
“ Boş yok boş yok hiç!..diye tekrarlar.
O böyle söyleyince herkes dehşet içinde şaşkınlıkla birbirinin yüzüne bakar!
Aynen doğrudur dedikleri çünkü;
Kimi doğacak çocuğunu düşünüyordur namazda
kimi bahçesindeki meyve ağaçlarını
biri onaracağı kapıyı
diğeri lokantasında pişireceği yemeği..Biri açtır aklında yiyeceği tavuk
birinin sırtında sevdiği kadın
diğerinde de bakıma muhtaç annesi vardır.
“Peki söyle bakalım bende ne vardı?” der bu kez endişeyle Hoca..
O da der ki:
“Zaten en çok da sana şaştım hoca! Sırtında kocaman bir inek vardı!
Meğerse efendim hocanın ineği hastaymış “öldü mü ölecek mi?” diye düşünürmüş namazda..
''''Harâbât ehlini hor görme sakın, defineye mâlik viraneler var.”
Bildirince bildiren var, yüreği olan görüyor elbet..'''

From Facebook