Saturday, September 11, 2010

22 Bullets - L'Immortel


Jean Reno'nun mukemmel bir filmi. Bir mafya hesaplasması ancak bu kadar ince islenebilir. Holywood vari bir film degil. Konu ve islenisi gercekten cok iyi. Fransızca bilmedigime hic bu kadar uzulmemistim. Jean Reno'nun olaylar karsısındaki sakinligi ve tavırları gorulmeye deger.

Saturday, September 4, 2010

Lâle Devri -tarih-

Bazıları çıkmış "Lale devri"ni yaşamak istiyoruz diyorlar

Lale devri bircok kisinin abartarak yasamak istedigi bir donem degildir. Okuldaki bilgilerinizi bile hatırlasanız Osmanlı nın o donemde ne kadar borclu oldugunu ve Lale Devri nin harcamlarının buyuk bir kısmının dısarıdan alınan borcla yapıldıgını hatırlarlar.
Durumumuz "Lale Devri" gibi diye bir benzetme, daha cok "miras yedi" deyimiyle ortusur.


http://tr.wikipedia.org/wiki/L%C3%A2le_Devri



lutfen hatırlayın, yukarıdaki linklerde de yazdıgı gibi, dıs ulkelerle yapılan ağır antlesmalardan sonra "yasanmıs bir devir" dir.


bazı konusmalarda, bu konu saptırılarak kullanılıyor. hicbir tarihci de cıkıp,
siz bu konuyu karsınızdaki kandırmak icin saptırıyorsunuz , demiyor.

bazı yerlerde yemekler veriliyor,
eglenceler yapılıyor,
ve "lale devri" gibi egleniyoruz deniyor.

eger durum "lale devri" ise,
acilen bu milletin
bazı kotu olayları hatırlamaya ihtiyacı var.

Veya okumamıslıgımız ve bilgisizligimiz en ust seviyede

Friday, September 3, 2010

Robin Hood (2010)

Robin Hood’u cok on yargılı izledim. Russell Crowe' un oynadıgı tek kisilik bir ordu hikayesiyle yozlastırılmıs bir Robin Hood bekliyordum. basit hikaye aslında Robin Hood efsanesini baslangıcını anlatıyormus. on yargılı davranmasam zevkle izlenecek bir filmmis. tarihi filmleri ve eski savasları seviyorsanız kacırmayın.
gormeyi beklediginiz abartılı okculuk sahneleri yok. tek kisilik ordu, her seyi basan kahraman yok. bunlar filmin artı yanları.

Thursday, September 2, 2010

Halil ibrahim Sofrası

TRT Ekranlarındaki bu dizi, bizi "ekmek teknesi"nde oldugu gibi gulerken dusundurecek. ilk bolumde Necati Sasmaz ın sahnesi haricinde garipsedigim hic bir an olmadı. Her an yeni bir olay, yeni bir hikaye baslangıcı vardı. iyi dusunulmus ve kurgulanmıs. Bu dizi trafiginde gozden kacırmamak gerek.

Monday, August 30, 2010

Cadde ve Cop

Cadde ve Çöp


Cadde'deki kaldırımlarda yuruken kacınız memnun bilmiyorum. Ama ben memnun degilim. Zaman zaman basacak yer bulmakta zorlanıyorum. Ozellikle boyner'e yaklasırken yeler o kadar pislik icinde ki.
Gece her seyin nedeni anlasılıyor. Butun lokantalar akan cop torbalarını surukleyerek dısarı cıkarıyor. Cok duzgun olan o kaldırımlar o pis sularla yıkanıyor. Zaten kimse farkında degil Zara nın onunundeki kus pisliklerinden. Zara nın bile aklına gelmiyor. Buranın girisi benim dukkanımın onu.
Gec saate kadar acık lokanta ve kafelerde oturanları da baska bir supriz karsılıyor. Onlerindeki devasa cop konteynerlerinin kapaklarından sızan koku.
Bir cadde dusunun. Kadıkoy de, hatta istanbul da tek. Ve bu sekilde zulum goruyor.
Kimse de gormuyor.
Gecen Kitchenette'deydim. Ondeki konteynerden gelen koku mu, yoksa yandan "kentucky fried chicken" dan gelen koku mu... Sanırım konteynerden gelen kokuydu.

Bu sorunlara cozum bulmak gerek


2013 03 12

2010 08 30'da bu yazıyı yazmışım. Bir değişiklik gördüm mü? Hayır. Diyecek bir şey var mı? Hayır. Hala kaldırımlar pis mi? Evet. Yürümeye iğreniyor muyum? Evet.

Sunday, August 29, 2010

Goemon

Goemon

1582 yılında Japonya'da geciyor. Basta gordugunuz ısık bir ates bocegi. film boyunca sık sık goreceksiniz.
Film alıştıgımız uzak dogu filmlerinden degil. Dovus sahnelerinde ve arka planda sık sık bilgisayar efektlerinden yararlanmıs.
Film ilerledikce ilk bastaki kargasa kızın hikayesinin anlatıldıgı epik sahenelere yerini bırakıyor.

Romantik kısa geçiş sahnelerinden sonra aksiyon hic durmuyor.
film tam bir online oyun sahnesini andırıyor.

"Özgürlük egoistce bir varlıktan baska bir sey degil."


karakol restaurant

Kanada gazetesinde Türkiye tanıtımı

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=1016227&Date=30.08.2010&CategoryID=81
sayfanın yazarını goremedim, bu nedenle yazamadım.


orjinal sayfa:

Yazar: Karen Bartlett



"ISTANBUL—A pink and lavender dawn backlights the silhouettes of the minarets and domes that define Old Constantinople. From the deck of my cruise ship, I get my first look at Istanbul, the 2000 year-old capital of the ancient Roman, Byzantine and Ottoman Empires.
I haven’t slept well. Whirling dervishes, with their white capes and pointed hats, kept spinning around in my head, mixed up in my dreams with the smoky haze from hookah pipes. One minute I was lost in the maze of a street bazaar, the next minute I was lounging like a sultana in a steamy hamam, the darkly mysterious Turkish bath of the ancient world.
Istanbul is a port of call on Crystal Serenity’s twelve-day Byzantine Odyssey voyage. I’ll have less than 48 hours to touch, taste and feel the intense flavors of this “city of a thousands mosques.”
From the drop-off point of my cruise shuttle, I head toward the spires of the New Mosque. But I hit a dead end at a massive gray stone wall. I pass through the break in the wall – a soaring Moorish arch, into what looks like a major motion picture in production. A man in a stained white baker’s shirt is maneuvering a cart of oven-fragrant simit (sesame-coated bread) over rough cobblestones. Carpet vendors are barking at each other and passing tourists." 

Friday, August 27, 2010

Depo istanbul da sergi

Exhibition: When Ideas Become Crime

http://www.depoistanbul.net/en/activites_detail.asp?ac=37


Visiting hours: Tuesday through Saturday between 11.00 - 19.00.
All activities of DEPO are free of charge.


Address:
DEPO / Tütün Deposu Lüleci Hendek Caddesi No.12
Tophane 34425 İstanbul




"Curated by Halil Altındere, the most comprehensive contemporary art exhibition of the year, brings together 48 artists of different generations from Turkey, who explore the threshold between freedom of expression and crime.
Halil Altındere chooses an (art) historical reference once again for the title of his fifth curatorial undertaking: inspired by Herald Szeeman's exhibition "When Attitudes Become Form", he brings together 48 artists with the slogan "When Ideas Become Crime".
Altındere displays a position of opposition and provocation by presenting political attitudes put forth by artists. One axis of the exhibition is articulated by works, which reflect on militarism, power, hierarchy, nationalism, collective memory, border and gender politics. There is also a more introspective approach, which self-critically reflects on the symbolic economy and power structures among which contemporary art is flourishing.
As it has been with previous Halil Altındere exhibitions, struggles in the cultural field are being organized to empower the collective spirit. The exhibition brings together artists from different generations and multiple geographical locations; İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Mardin, Berlin, Frankfurt, Amsterdam and New York. This constellation allows for recognizing similar tendencies as well as starting a dialogue between different artistic and political positions. By bringing together works by Altan Gürman, Gülsün Karamustafa and Hüseyin Alptekin with generations who started their practice in 1990s and 2000s, relationships between generations are constructed. Being the work of an artist-curator, the exhibition supports the production of many new works, as well as opening up an experimental space for context-specific reinterpretation of existing works..."

more on page...

Thursday, August 26, 2010

Allianoi için son karar: Gömün

"İzmir'in Bergama İlçesi'nde evrensel kültür mirası niteliğindeki Allianoi Antik Kenti'nin akibeti belli oldu. Kent, 'kumla' doldurulduktan sonra baraj sularının altında kalacak."
Turan GÜLTEKİN

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=1015722&Date=27.08.2010&CategoryID=85

Kavakyelleri 127ci bolum

Dizinin bu bolumunde hayatımızdan cok tanıdık bir soruyla final yaptılar. "Ask Her seyi affeder mi?" Ozlem Tekin'in sarkısını hatırlattı. Sanmıyorum ki hayat dizilerdeki gibi olsun. Her sey affedilsin. Beylik laflarımızı yutalım ve hayatımıza aynı sekilde devam edelim.
Uzun suredir tek duze devam eden dizi konu bakımından hareketlenmeye basladı. Bir cogunuz farkındasınızdır. Diger diziler icin soyledegimi Kavakyelleri'nin yazarlarını yapıyorlar. Mine'nin çalıştığı iş ve konunun gelismesi "Seytan Marka Giyer" veya orjinal ismiyle

"The Devil Wears Prada" yla aynı gitmekte. Bence hic sakıncası yok. Uyarlama cok iyi gidiyor. Zamanla konuyu daha iyi toparlayacaklarına eminim.